23 Ocak 2008 Çarşamba

YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ


YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ ÇAĞRISI

Galip BARAN -Bilinçolog /15.1.2008
Bizler; birkaç yıl önce, iklim değişikliğinin, açlığın, susuzluğun, yolsuzlukların, dünyanın yaşanılamaz hale gelişinin, “eşref-i (!) mahlûkat” olduğu söylenen ya da olacağı beklenen iki ayaklının “bencil bir varlık” oluşundan kaynaklandığının farkına vardık.
UYANDIK…
Ben, uyanışımı, İstanbul ve Bodrumda gerçekleştirilen, hedefleri: ”yaşanabilirlik”, “sürdürülebilirlik” ve hakçalık” ve ilkeleri: “yönetişim”, “yapabilir kılma”, “katılımcılık” ve “çözümde ortaklık” olarak belirlenen HABİTAT Konferanslarını izleyen yıllarda yaptığımız “okul dışı eğitim” çalışmalarımıza borçluyum.
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı, milli servet, imar ve “her şeyi devletten bekleme alışkanlığı” gibi alanlarda yaptığımız, gördüğü işlev nedeniyle “Sencileştirici eğitim” olarak tanımladığımız o çalışmalar, diğer taraftan, kendimizi tanımamızı da sağladı.
İnsanın, “sencil bir varlık” olmak için çalışmadıkça, “nefs”in kölesi olmaktan kurtulamadıkça özgürleşemeyeceğini, demokratikleşemeyeceğini, insanlaşamayacağını; “yaşanabilir bir dünya”nın, ”sürdürülebilir bir yaşam”ın, “hakça bir düzen”in, ve de, ne “yurtta” ne de “dünyada barış”ın gerçekleşemeyeceğini aynı çalışmalarda öğrendik. O çalışmalarda yer almasaydım, çokları gibi, ben de, “barışı isteyen ama bu bağlamda -üste düşen-den bihaber birisi” olmayı sürdürecektim…
Bizler; o çalışmalar sayesinde “sencil bir varlık” olma yolunda küçümsenemeyecek bir yol aldığımıza; böylece, havasını solumamıza, suyunu içmemize, toprağından beslenmemize karşın nankörce sömürdüğümüz, yaşanabilirliğini yitirmesine omuz verdiğimiz dünyaya borcumuzu ödemeğe başladığımıza inanıyoruz…
Ben bir memur emeklisiyim. Yaklaşık bin YTL emekli maaşı alıyorum. Benden daha az alanlar aklıma geldikçe kendimden UTANIYORUM. Bunu “hakça bir düzen” ilkesiyle bağdaştıramıyorum. Bu ilke yaşama geçmedikçe “ne yurtta ne de dünyada barış”ın gerçekleşemeyeceğine inanıyorum.
Utanma duygumun gelişmesini yukarıda sözü edilen çalışmalara borçluyum.
NE MUTLU UTANABİLENE…
Amerika’da yayınlanan bir psikoloji dergisinde “utanma duygusu”nun insanı insan yapan değerlerin başında geldiğini; ünlü bir hukuk adamının, aynı konuda, Cumhuriyet Gazetesinde yer alan bir yazısında “utanma duygusu olmayana insan bile denemez” dediğini okumuştum..
“Yasalara saygı alışkanlığı” oluşturmak için başlattığımız “okul dışı eğitim” çalışmalarında kullandığımız, “sosyal yaptırım” olarak tanımladığımız yöntemde, bizler de aynı duygudan yararlanıyoruz. Bu duyguyu-sosyal yaptırımı:- kırmızıda geçenleri - yasalara uymayanları- anında, yüzüne karşı, utanmaktan başka bir tepki göstermeyecek şekilde uyarmak” şeklinde tanımlıyoruz…
“Sencil bir varlık” olmak, “yurtta ve dünyada barış” için çalışmak, yaşam biçimimizde kökten değişikliklere yol açtı. Yeni bir “bilinç” anlayışı geliştirdik. Yıllardır devam eden bu çalışmanın geldiğimiz aşamasında “kansız bir devrim”i geçekleştirdiğimizi, “barış güvercinleri” olduğumuzu düşünüyoruz…
“Kansız devrim”i merak edenleri, özellikle de “izindeyiz” diyenleri, aşağıdaki yazıyı okumaya ve “barış için çalışma”ya çağırıyoruz.
Atatürk’ün “YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” öneri ve öğütleri
* Kendiniz, şahsınız için değil, mensup olduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmanın en yükseği budur.
* Bir adam ki memleketin ve milletin saadetini düşünmekten ziyade kendini düşünür, bu adamın kıymeti ikinci derecededir.
* En iyi kişi, kendinden çok, bağlı olduğu toplumu düşünen, kendini onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına adayan insandır.
* Dünya uluslarının mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi dirliği ve mutluluğunu sağlamaya çalışmak demektir.
* Bütün insanlığı bir tek vücut ve her milleti de o vücudun bir parçası gibi düşünmemiz icap eder. Dünyanın bir yerinde bir hastalık çıkmışsa, bundan bana ne diyemeyiz… Böyle bir hastalık varsa. Bu içimizde çıkmışçasına, bizi de ilgilendirmelidir.
* Şuna inanıyorum ki, eğer sulh isteniyorsa, toplumların durumlarını iyileştirecek milletlerarası tedbirle alınmalıdır. İnsanlığın tamamının refahı, açlık ve baskının yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları, haset, aç gözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmelidir. (Yukarıda sözü edilen “okul dışı eğitim”i Atatürk’ün işaret ettiği türden bir eğitim olduğunu düşünüyoruz)
* Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar bedhahtırlar. Besbelli ki o adam fert sıfatıyla mahvolacaktır. Her hangi bir şahsın, memnun ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Hayatta tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir.
Galip BARAN
Bilinçolog
HABİTAT Mevlana, Bilinç, Sencillik ve “Yurtta Barış Dünyada Barış” Kozaları Kolaylaştırıcısı
(0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-posta: galipbaran@ttmail.com /
Yorumlarınızı bekliyoruz...

Hiç yorum yok: