19 Ocak 2008 Cumartesi

KARAKAÇAN - NAME …

Galip BARAN -Galip BARAN HABİTAT Değişim Bağımlıları Kozası Kolaylaştırıcısı(Şoför ve Trafik Dergisi/ 28. 02. 1998/ Sayı: 539)Ey İnsanoğlu! Ben bir zamanlar senin en gözde ulaşım aracındım. “Daha hızlısı”nı istedin, otomobili icat ettin.Ettin ama, pek de iyi kullanamıyorsun onu. Neden dersen, bir aracın “ustaca” kullanılışıyla “güvenli” kullanılışı arasındaki farkı bilmiyorsun, sen.Beni sürerken kaza yapmıyordun, yapamıyordun. Sen “deh” desen bile ben fren yapıyor, duruyordum. Örneğin, yoldaki kaplumbağayı ezmene engel oluyordum. Ben bir “dört-ayaklı”yım ama güvenli bir araçtım. Üstelik, yakıtım yurt dışından gelmiyordu. Seni “enflasyon canavarı”na ezdirmemeye çalışırken kendim “Karpuz kabuğu”yla idare ediyordum. Övünmek gibi olmasın, ben “sencil bir varlık”ım. Başka türlü davranamam.Yerinde olsam, ülkeyi karayoluna mahkûm eden, kan gölüne çeviren otomobili icat eden zihniyete ve o zihniyetin sebep olduğu “trafik terörü”ne “DUR” derdim…Sen, icat ettiğin o yaratığa “oto-mobil diyorsun. Oysa; o, ne “oto”dur ne de “mobil”, kendiliğinden ne hareket edebilir ne de durabilir. Birlikte canavarlaşan “iki yaratık” olduğunuzu söylersem, kızma sakın. Hayıııııır! kıskanmıyorum. Neden kıskanayım, senin icadından daha “oto-mobil”im, daha da akıllıyım. Dedim ya, kaplumbağayı ezdirmiyordum… Şimdi, “gel!”, yol açtığı mal kaybını göz ardı etsek bile, her evden bir can alan ya da birini sakat bırakan şu “akılsız yaratık”dan “vaz-geç!”, desem… Geçmezsin!, geçemezsin!, sadece akılsız değil, aynı zamanda “bencil bir varlık”sın sen!.Öyle bencilsin ki, kırmızı ışıkta, direksiyonda iken dursan bile yaya iken geçiyorsun. Yaşamını kolaylaştırılmak için konulan kuralları çiğniyorsun. Yasa bilgini bilemem ama “Yasa bilinci”n yok senin. Direksiyonda iken, kendi türünden canlılara bile hayat hakkı tanımıyorsun. Bir de “insan hakları”ndan ve demokrasiden söz ediyorsun. İşte buna neremle ya da nasıl güleceğimi bilemiyorum…Akıllı olduğunu sanıyorsun, ama direksiyonda iken kaplumbağayı eziyorsun. Benimle yapmıyordun, yapamıyordun ben izin vermiyordum. Görüyorsun, “benim kadar olamıyorsun”… Ey insanoğlu!Ben sana o “akılsız yaratık”ı sürerken, direksiyonda iken, sencilce davranmanı öneriyorum…Hem, ben “sencilce davranma”yı öğrenebildiğime göre, sen haydi, haydi öğrenirsin. DeğişebilirsinSen değişip, sencilleştiğinde, ben de tarlaya döner, çubuğumu yakar, keyfime bakarım…. Hadi hadi, BENCİLLİK etme! KİBİRLENME! Değiş! KİBİR şeytana yakışan bir özelliktir.KARAKAÇANNam-ı diğer Galip BARANBugün 20 Aralık 2007. Yukarıdaki yazının Şöför ve Trafik Dergisi’nde ilk yayınlanışından bu yana on yıla yakın bir zaman geçti. Ama “bencil varlık” değişmedi. Oysa; bakın, değişim konusunda dinimiz ne diyor. ( Diyanet Takvimi/ 19 Eylül 2004 )BİR AYET BİR YORUMBir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez…” (Ra’d,11)İnsan toplumlarının-canlı organizma gibi sürekli değişim içinde olduğu peşinen kabul edilen gerçeklerdendir. Bu değişim sadece insanla sınırlı değildir. Kozmik alemin hayat kaynağı “her an yeni bir tasarrufta” (Rahman, 29) olduğundan, yarattığı varlıkları da özel bir harekete ve daimi bir değişime tabi tutmuştur.Bir toplumda değişim müspet ve menfi olmak üzere iki yönlü olur. Müspet değişimde toplum yeni, güzel ve faydalı ilerlemelerin kapısını aralar. Menfi değişimde ise başka kültürlerin yaşayış tarzını benimser ve öz değerlerine yabancılaşır. Kendi benliğini dışlayarak başka kültürlerin değerlerine sarılır. Hz.Peygamber’in; “bir topluluğa benzemeye çalışan, benzemeye çalıştığı toplumdandır.” ( Keşfu’ul Hafa, II/312,h.no: 2436) sözü, bu iki yöne işaret etmektedir.Allah’ın bir toplumu değiştirmesi, ancak insanların değişimi istemelerinden kaynaklanır. Güven ve emniyetin kalmadığı, dolandırıcılığın, rüşvetin, yalanın, zulmün hakim olduğu bir toplum elbette yıkılmaya ve çökmeye mahkümdur. Allah’ın koymuş olduğu ilahi düzen bunu gerektirir. Yoksa Allah, bir toplumu hak etmedikleri halde helak etmez. (F.Razi,XIX/22) Bir başka ifadeyle, bir toplumun “helak”ini sebeplere bağlamıştır ve o sebepleri de insanlar kendileri oluştururlar. (Elmalılı, K.Dili, IV/2419)Dinimiz, müspet yöndeki her türlü gelişme ve ilerlemeyi teşvik ederek dinamik bir toplum oluşturmamızı emretmiştir. Tutuculuğu, bağnazlığı ve gayr-ı müslim ulusların örf ve adetlerini körü körüne taklit etmeyi de şiddetle yasaklamıştır…Galip BARAN HABİTAT Değişim Bağımlıları Kozası Kolaylaştırıcısı

Hiç yorum yok: