13 Mart 2013 Çarşamba

MİLLİM ANAYASA FORUM'U VE...

Halil Nebiler
Ulusal Kanal
Televizyon Gazetesi
İSTANBUL
Sayın Hali Nebiler,
Ben bir Atatürk Bağımlısıyım… İzinde değil, bağımlısı... 2 Mart günü Bodrum’da gerçekleştirilen Milli Anayasa forumu’na katıldım. Üstümde, ön yüzünde, “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi” Bilinç Üniversitesi, arka yüzünde yetmiş milyonluk  aile, Türkiye” Bilinç Üniversitesi yazılı önlüğü giyerek katıldığım bu toplantıda siz Andımız’ı okuduktan sonra ayağa kalktım ve önlüğümdeki yazıyı gösterdim.
Devam etmeden önce aşağıda sayılan alanlarda yaptığım bazı çalışmalardan söz etmek istiyorum:
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı (Ahilik), milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattığımız, insanı, davranışlarını ve nedenlerini araştırdığımız, bazıları yerel bazıları merkezi yönetimin sorumluluk alanına giren, devletin iş yükünü azaltmayı öngören, bilinç konusunda otodidakt (özöğrenimli) olmamı sağlayan çalışmaları yaparken yaşam biçimim kökten değişti:
*      Kendimi tanımağa başladım.
*       “ Diğerkâm bir kişilik” edindim.
*      “Yasa Bağımlısı bir Bilinç Çağı İnsanı” oldum
*      “Yurdu ve milleti özden çok sevme” ve “yaratılanları Yaratan’dan ötürü sevme” ilkelerini özümsedim.
*     Edindiğim tecrübi bilgi ile işlevi ve amacı aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesi’ni kurdum.
*     Sözü edilen çalışmaları yaparken bir ilki gerçekleştirdim. Bilinçolog oldum.
*    Tanımı yeti sözcüğüyle sınırlı olan bilinç kavramını (a) sorumluluk kavramıyla bütünleştirdim, (b) bilimselleştirdim, Bilinç = Z (zaman) x  Ç2 ( çabanın karesi) şeklinde ifade ettim.
Yasa Bağımlısı bir Bilinç Çağı İnsanı ” olarak yaptığım işlerden (önlediğim yolsuzluklardan) bazıları:
(a)    Meclis Başkanlarından Köksal Toptan’ın TBMM Hizmet Ödülü verdiği sn Ferit Şahenk’in Başkanı olduğu, Turgutreis Yat Limanı (D-Marin’i) ÇED raporunu hiçe sayarak, Çevre Yasası’ni ihlâl ederek, denizi kirleterek inşa eden, yaya yolunu, defalarca işgal ederek, Trafik Yasası’nı ihlâl ederek, kamusal alana tecavüz ederek işleten Doğuş Grubu’nun  yaptığı yolsuzlukları önledim.
(b)    Turgutreis Otobüs Terminali karşısındaki Total benzin istasyonunun reklam panosunu yaya yoluna koyarak, kamusal alana tecavüz ederek yaptığı yolsuzluğu da aynı şekilde önledim.
Bu vesileyle, “parayı verenin düdüğü çaldığı” bir ülke olan Türkiye’de “Yasa Bağımlısı Bilinç Çağı İnsanları”ına olan ihtiyacın önemini de ifade etmek isterim.
Diğer taraftan; yukarıda sözü edilen çalışmaları  yaparken geliştirdiğim, ilk  ve orta öğretim okulları müfredat programına uygulama dersi olarak konulması önerisiyle M. E. Bakanlığı’na gönderdiğim, gereken özen gösterilerek uygulandığı takdirde, Türkiye’nin geleceği çocuklarımıza da benzer özellikleri kazandıracağından kuşku duymadığım “Trafik terörünü halkın işbirliğinde çözme ve demokrasiyi tabana yayma  projesi” ne yazık ki, dikkate alınmadı… Alınsaydı…
Bilinmesinde fayda gördüğüm iki önemli gerçek:
(A)    Küresel ısınma “Bilgi Çağı”nda gerçekleşti. “Bilgi Çağı”nın “bilgi ile sınırlı eğitim anlayışı” felâket olarak tanımlanan küresel ısınmayı önleyemedi. Bu durum karşısında; “Bilgi Çağı İnsanı”nın “bilinçlendirici eğitim anlayışı”nı özümsemesi, yalnız ülkemiz değil gezegenimiz için olmazsa olmaz  bir koşuldur…
(B)  Bilinç sözcüğünün kullanılışında saptadığım yanlışlar;
*    “Biliyorum”ya da “farkındayım” yerine “bilinçliyim” ya da “bilincindeyim”,
*    “Kasten” ya da “maksatlı” yerine “bilinçli olarak”,
*    “Bilgilendiriyorum” ya da “bilgi veriyorum” yerine “bilinçlendiriyorum” denilmektedir.
Sayın Halil Nebiler,
Bir “Bilgi Çağı İnsanı” olan Neil Armstrong  Ay’ayak bastığında: “Benim için küçük ama insanlık niçin büyük bir adım” demişti…
Bu gezegenin sakinlerinin “Yasa Bağımlısı Bilinç Çağı İnsanı” olmayı başardıklarında atmış olacakları adımın büyüklüğünü hayal bile edemiyorum…
Bodrum’da gerçekleştirilen forum’la ile ilgili izlenimlerim:
*    Konuşmalar başlamadan önce hazırladığım bir dosyayı başta sayın Hüsamettin Cindoruk olmak üzere panelistlere verdim. Cindoruk’a dosyayı verirken, “yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsemeyi başarabilseydik bu sorunları yaşar mıydık?” yazılı soru kağıdımı da takdim ettim, ama cevaplamadı. Sanırım o da deli(!) olduğumu anlamıştı.
*    Aynı dosyanın bir örneğini size verirken “bilinç kavramı üzerinde yoğunlaşalım” dedim…
*    Çerkez Ethem’den, onun hainliğinden (!) yine söz ettiniz… Atatürk bağımlısı bir Çerkez olarak ne düşündüğümü acaba tahmin edebilir misiniz?.
*    AKP’ye, RecepTayyip Erdoğan’a yönelik tepkilerden anlaşılan o ki, Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulsak sorun kalmayacak…
Bana göre, bencil (hodkâm) bir varlık olan insanın, küresel ısınmanın sorumlusu insanın, kendisinden kurtulmasıdır…Bu sağlandığında, Recep Tayyip Erdoğan gibiler de olmayacağından insanlık da kurtulacaktır.
*    Şu var ki, bu gezegenin hodkâm insanları değişmedikçe, diğerkâm bir varlığa dönüşmedikçe, başka Recep Tayyip Erdoğanlar  gelmeğe devam edecektir…
Sayın Hali Nebiler,
Başkalarıyla örneğin sizinle aramızdaki fark, en önemli fark: Sizler, yapmak istediklerinizi, yapılmasını istediklerinizi, ya da  hayallerinizi söylüyor, anlatıyor ya da yazıyorsunuz. Ben ise hayallerimi değil, insanlık için yaptığım çalışmaları, gerçekleştirdiğim, bağımlısı olduğum işleri…
Diğer taraftan, yaptığım çalışmaları,gerçekleştirdiğim, bağımlısı olduğum işleri sizlere örnek olabileceği inanç ve umuduyla, örneği ekli “Diğerkâmlık Andı”nda ifade ettim.
Bağımlısı olduğum Atatürk de, insanlık için hayatını ortaya koyarak yaptığı çalışmaları, gerçekleştirdiği işleri, ”Nutuk” olarak bilinen ünlü eserinde yazdı, anlattı, ifade etti…
SON SÖZ: 
Bilinç konusunda bir program yapmak isterseniz yardımcı olmağa hazırım
Saygılarımla. 
7. 03. 2013
Prof. Dr. M. Akif Çukurçayır’ın benimle ilgili “Erdem Öğreten bir Delinin Hikayesi(!) başlıklı makalesinin örneği eklidir
Bilinç Üniversitesi Kurucusu
Bilinçolog Galip (Diğerkâm) Baran
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı:  Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eşdeyişle, “dünyevi değerler”in yerini “uhrevi değerler”in aldığı bir dünya düzeni kurmak.

EKLERİ:
1.        “Diğerkâmlık Andı”
2.        “Erdem Öğreten bir Delinin (!) Hikâyesi”

12 Mart 2013 Salı

söyleşi..


ERDOĞAN (RTE), BARAN (GB) SÖYLEŞİSİ

Aşağıdaki yazı, başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın (RTE) Ümraniye Belediyesi ve Ümraniye AK Parti İlçe Teşkilatı binalarının açılışında yaptığı konuşmaya (bu konuşmada yer alan bazı alıntılara) karşılık olarak Galip Baran’ın (GB) kaleme aldığı uyarı, düşünce, öneri ve öğütleridir

RTE: Üçüncü boğaz köprüsüyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. İstanbul'u önemli bir yere taşıyoruz. Çılgın projelerle İstanbul lâyık olduğu yere hızla çıkacaktır.
GB: Küresel ısınmaya “dur” diyecek, tamamı aynı geminin yolcusu bencil (hodkâm) insanları Nuh’un Gemisi’ne bindirip, kurtaracak olandan daha çılgın bir proje var mı, bu alemde?
RTE:  Milletimize hizmet üretmek için gece gündüz çalışıyoruz. Yaptığımız hizmetlerin Türkiye'yi değiştirdiğini görüyoruz.
GB:  İnsan değişmedikçe hiçbir şeyin değişmeyeceğini; bencil (hodkâm) bir varlık olan insan değişip, sencil (diğerkâm) bir varlığa dönüşmedikçe her şeyin nasıl gelmişse öyle gideceğini, daha öğrenemedinizse…
Diğer taraftan, diğerkâm bir insanın zengin, zengin bir insanın diğerkâm olamayacağını ve diğerkâmlığın şiddetin panzehiri olduğunu öğrenemediyseniz, çok yazık…
RTE: Ayrımcılığın hiçbirini yapmadık. İnsanımızı birbirinden ayırdılar, Türk dediler, Kürt dediler, Çerkez dediler, Laz dediler, Roman dediler.
GB:  Ayrımcılık konusuyla ilgili görüşlerimi biraz aşağıda ifade edeceğim.
RTE: 81 vilayette de eserimiz var, izimiz hizmetimiz var. Bunlar yolsuzlukla bu ülkeyi yönetmeye çalıştılar. Biz yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele etmek için yola çıktık ve başardık.
GB:   Yolsuzluk dediniz de aklıma geldi. Can dostunuz Türkiye’nin en zengini Ferit Şahenk’in D-Marin’i inşa ederken ve işletirken yaptığı “benim engellediğim” yolsuzluklara ne diyeceksiniz? Ayrıca neden o kadar sıkı fıkısınız, söyler misiniz, lütfen.. Ortak özelliğiniz zenginliğiniz olmasın, sakın!…
RTE:  Yaşlı, Kırşehirli bir amca yıllardır kazandığı parayla hayır işleri yapmış. Bir arazi verin ben oraya “Kuran kursu yapayım”, para istemem sadece bir arazi verin diyor…
GB:  Kuran kursunu verenler, kuran kursu görenler bencillikten (hodkâmlıktan) kurtuluyor sencil (diğerkâm) oluyorlar, kul hakkı yemiyorlar mı?
RTE:  ''Biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevelim.” Türk kardeşimi, Kürt kardeşimi seviyorum. Ben Arap'ı da, Laz'ı da, Çerkez'i de, Roman'ı da seviyorum. Bu ülkenin her vatandaşını seviyorum…
GB: Çok güzel… Ancak diğerkâm bir varlık olarak sormadan edemiyorum.  “Yaratılanları Yaratan’dan ötürü sevme” ilkesini siz de bencileyin özümsediyseniz, benimle bir yarışa var mısınız? Hangimiz daha diğerkâm görelim. Hodri meydan…
RTE: Biz 4+4+4 diyerek “zorunlu eğitim” dedik.
GB:   Eğitim denince aklıma geldi. Sen “Bilgi Çağı”nın küresel ısınmaya yol açan “bilgi ile sınırlı eğitim anlayışı”ndan söz ediyorsun. Ben ise,  “Bilinç Çağı”nın “bilinçlendirici eğitim anlayışı”ndan söz ediyorum. “Bilinçlendirici eğitim anlayışı”nı merak ediyorsan,  Milli Eğitim Bakanlığına gönderdiğim yıllardır uyutulan projeyi gözden geçirmeni tavsiye ederim.
RTE:  Meslek liselerinin önündeki katsayıyı kaldırdık. Bu adaletsizlik ortadan kalktı.
G.B:  Adalet sözcüğünü duyduğumda aklıma gelen en önemi şey, ANDIMIZ’da yer alan “yurdu ve milleti özen çok sevme ilkesi”dir.. Bu ilkeyi özümsemeyi bencileyin başarabilseydik adalet sorun olmazdı, bu kadar çok polise, savcıya ve hâkime hatta hapishaneye bile gerek kalmazdı…
RTE: Artık düz liselerde “seçmeli Kur'an eğitimi” var. Türkiye bir değişim yaşıyor.
GB: Kuran eğitimi ile ilgili düşüncemi yukarıda açıkladım… Bencil (hodgâm) bir varlık olan insanın değişip, sencil (diğerkâm) bir varlığa dönüşmedikçe hiçbir şeyin değişmeyeceğini, bu vesileyle de yineliyorum.
RTE: Çocuklar ayaklarındaki prangalardan kurtuluyor.  '
GB:  Pranga denilince aklıma gelen şey: İnsanın bencil (hodkâm), bananeci bir varlık olduğudur. Neyse ki, ben bencillik, (hodkâmlık) bananecilik,  prangasından (kölelikten) kurtuldum. Nefsimin efendisi oldum. Darısı başınıza…
“Nasıl oldu?” derseniz, merak ederseniz, bu konuda size danışmanlık yapmağa (kılavuzunuz olmağa) olmağa hazırım… Ayrıca istihdam ettikleriniz gibi para mara da istemem. Zaten isteyemem…“Yurdu ve milleti özden çok sevme” ve “yaratılanları Yaratan’dan ötürü” sevme ilkelerini özümsemişim bir kere…
RTE: Türkiye’nin yapılan yatırımlarla değiştiğini, geliştiğini anlattı. Erdoğan, “Bir vilayetimiz bilgi çağını” yaşarken, diğeri ortaçağı yaşarsa, Türkiye’yi sağlıklı şekilde büyütemeyiz…
GB:  “Bilgi Çağı”  ile  “Bilinç Çağı” ve eğitim anlayışları ile ilgili görüşlerimi yukarıda ifade ettim… Bir vilayetin “Bilgi Çağı”nda yaşamasından değil, vilayetlerin tümünün, (Türkiye’nin) “Bilinç Çağı”nda yaşamasını, “Muasır Medeniyet”in üstüne çıkmasını isterseniz, gerçekten isterseniz yukarıda da dile getirdiğim gibi, size gönüllü danışmanlık yapmağa hazırım.. 
RTE:  Erdoğan, Türkiye’nin bugünlerine “kardeşlik ile geldiğinin” altını çizdi.
GB:  Bugünlere kardeşlik ile gelindiği konusunda samimiysen vah ki vah… Bunun neresi kardeşlik, a benim özümden çok sevdiğim Erdoğan?...
RTE:  Irkçılık, kabilecilik, bunlar şeytanidir. Şeytanın izinde yürümektir. Varsın onlar şeytanın izinde yürüsünler ama biz “Rab’imizin çizdiği yolda yürüyeceğiz.” Bu muhalefetin yalanlarına, kulak asmayın.
GB: Bencil (hodkâm) varlık değişip, diğerkâm bir varlığa dönüşüp, nefsinin efendisi olmadıkça Rab’in çizdiği yolda yürüyemez. O avuç dolusu para ödeyerek, verilen vergileri çarçur ederek istihdam ettiğiniz, sizi yanıltan danışmanlarınızı kapı dışarı etmenin zamanı gelmedi mi?

Bilinç Üniversitesi Kurucusu
Bilinçolog Galip (Diğerkâm) Baran

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı:  Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eş deyişle, “dünyevi değerlerin” yerini “uhrevi değerlerin” aldığı bir dünya düzeni kurmak.