26 Şubat 2008 Salı

JANDARME EGENEL KOMUTANLIĞI'NA


Sayın Orgeneral Işık Koşaner
Jandarma Genel Komutanı
ANKARA
Konu: “Yolsuzlukları önleme” konusunda yaptığımız çalışmalarda edindiğimiz birikimi paylaşma önerimiz.

Sayın KOŞANER,
1932 Balıkesir, Manyas Eşenköy doğumluyum. 1950’de Erk. San. Ens. den mezun oldum. Çalışırken Yüksek Tekniker diploması aldım. K.K.K.de Etlik Muh. Ana Depo ve Tamir. Fab.da Tek As.Sb olarak 9 yıl ve Pensilvanya Devlet Universitesi’nde (ABD) bir yıllık eğitimden sonra Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde Reaktör İşletme ve Nükleer Elektronik Uzmanı olarak18 yıl çalıştım. 1978 yılında emekli olup Bodrum Turgutreis’e yerleştim. Çevre kirliliğini önlemek amacıyla, bazı dostlarla birlikte, “okul dışı eğitim” olarak tanımladığımız bazı kampanyalar başlattım…
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, iş ahlakı, vergi, rüşvet, milli servet, imar, “her şeyi devletten bekleme alışkanlığı” gibi alanlarda başlattığımız, yaklaşık 18 yıldır devam eden , zamanla insan davranışlarıyla ilgili bir araştırmaya dönüşen bu çalışmalarda; Devletin Güvenlik Güçlerinin önlemek için büyük çaba gösterdikleri, ama ne yazık ki üstesinden gelemedikleri yolsuzlukların nedenleri konusunda dikkat çekici bulacağınızı düşündüğümüz bazı sonuçlara varmış ve "uygulanabilir bazı projeler" geliştirmiş bulunuyoruz.

Şu var ki; bu projelerin anlam ve önemini, ne “işbirliğini sağlamağa çalıştığımız halk”ın anlamasını, ne de devletin ilgili kurumlarının ciddiye almalarını sağlayamadık. Örneğin, sözü edilen çalışmalarda geliştirdiğimiz, “Trafik sorununu halkın işbirliğin çözme ve demokrasiyi tabana yayma projesi” olarak tanımladığımız, “yasa bilinci” edinmemizi sağlayan, zamanla “yasa bağımlısı” olmamıza yol açan, İlk ve Orta Öğretim Okulları müfredat programlarına “uygulama dersi” olarak konulması için M. E. Bakanlığına yaptığımız başvurulardan maalesef bir sonuç alamadık.
Çalışmalarımızla ilgili bilgiye aşağıda görülen sitelerden ulaşılabilir. Sayın KOŞANER, Uygun görmeniz halinde; sözü edilen çalışmalar ve bu çalışmalarda karşılaştığımız zorluklar ve geliştirdiğimiz projelerle ilgili birikimimizi Komutanlığınız ilgili birimleriyle paylaşmağa ve bu konuda tayin edilecek bir heyete brifing vermeye hazırız. Yukarıda sayılan alanlarda yaşanmakta olan sorunları “halkın işbirliği”nde çözmeyi öngören bu çalışmalarımızı dikkate alacağınızdan emin olarak; Aslı mahalli mercie elden teslim edilen işbu "AÇIK MEKTUP" ve başvurumuzu değerlendirmenizi bekliyoruz. Saygılarımızla.
GALİP BARAN

*****************************
"BAKANLIK" (yasa) Önerisi
Milli Eğitim ve Bilinç Bakanlığ
ı


Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak bilinen kuruluşun bundan böyle “Milli Eğitim, Kültür ve Bilinç Bakanlığı” olarak değiştirilerek (bu adla) tanımlanması ve bünyesinde bir “Halkı Bilgilendirme Bilinç Oluşturma-Geliştirme Genel Müdürlüğü” kurulması istemi;
Arz ve teklifinden ibarettir.
Lağvedilen Milli Eğitim Bakanlığı yerine kaim olacak bu kurumun, “Eğitim ve Bilinç Bakanlığı” işlevini yürütmesini ve Öğrencilerin yanı-sıra, toplumda okul dışı eğitim ve “kolektif bilinç oluşturma” konusunda özgün bir görev ve işlev üstlenmesini yoğun biçimde istiyor ve eöneriyoruz
Önerenler: 22 Temmuz seçimlerinde bağımsız aday olup 75 oy alan Galip Baran ve arkadaşları
GEREKÇESİ: Yaşanmakta olan sorunlardan alınan dersler, görülen yetersizlikler ve yıllardır devam eden araştırmaların sonuçları.

***********************************

(*) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI'NA BAŞVURU DİLEKÇESİNİN
YERİ : İlçe Jandarma Komutanlığı/ Bodrum/ Muğla
Tarih : 08. 02. 2008
Sayı : ASYŞ- 0410- 3538- 08
Kartal Sok. No: 4
48960 -Turgutreis
BODRUM

TEL: (0252) 382 34 77 / CEP: (0535) 844 84 76
E-posta: galipbaran@ttmail.com/ galipbaran@mynet.com
WEB: http://www.turkcelil.com%20/ www.galipbaran.blogspot.com;

19 Şubat 2008 Salı

DUY DA, İNANMA !..

DUY DA İNANMA !...
Galip (SENCİL) BARAN
Dünya devleri "Küresel Isınma" ya karşı birleş(MİŞ) !...
Dünyanın önde gelen 12 şirketi, küresel ısınmayla mücadele için bildirge imzala(MIŞ). Japonya'nın başkenti Tokyo'da bir araya gelen şirket yöneticileri, hükümetlerin bu konuda yeterince çaba harcamadığına dikkati çek(MİŞ). "Hükümetlerin, yarınki sorunlardan ziyade bugünkü meselelerle ilgilendiğini" belirten yöneticiler, "hemen harekete geçmek gerektiğinin" altını çiz(MİŞ)ler. Bildirgeye imza koyan yöneticiler, müşterilerini çevreyi koruyacak şekilde davranmaya teşvik etmeyi, sera etkisine yol açan gazları azaltmaya yönelik çabalarını sürdürmeyi, bu alanda daha da saydam olmayı ve diğer şirketleri bu bildirgeye katılmaya davet etmeyi taahhüt et(MİŞLER). Yöneticileri bildirgeyi imzalayan 12 şirket şunlar(MIŞ):

Sony, Sagawa Express, Hewlett-Packard, Nike, Thie Collins Companies, Xanterra Parks, Allianz, Catalyst, Nokia, Novo Nordisk, Tetra Pak, Spitsbergen Travel. (Milliyet/16 Şubat 2008)
Bu şirketlere inanalım mı? Dünyanın önde gelen şirketleri oluşları inandırıcı olmaları için yeterli mi? Önde gelişlerinin nedeni “PARA BABASI” oluşları mı? YOKSA!... “Küresel Isınmayla mücadele” aşkını “PARANIN BABASI” oluşlarına mı borçlular? “Küresel Isınmayla Mücadeleci bir kişilik” kazanmak için ben de; “PARA BABASI ” mı olmalıyım?

HAYIRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR!
Yüzbin kere HAYIR!
* * *
Dünyayı/hükümetleri PARA yönetiyor. PARAYI VEREN düdüğü çalıyor.
“PARANIN BABASI” olmak, “PARANIN UŞAĞI” olmaktır diyenler de var bu Alemde…
Uzağa gitmek gerekmiyor.
12 “PARA BABASI” şirket arasında adı yok ama DAVOS’da GÜMBÜR GÜMBÜR gümbürdeyen (!) DOĞUŞ HOLDİNG var Turgutreis Beldesinde. Turgutreis Beldesini DOĞUŞ yönetiyor…
DOĞUŞ herhangi bir vatandaşın yapmayı aklından bile geçiremeyeceği YASADIŞI işler yapıyor.
Kamusal alana tecavüz ediyor. Turgutreis Belediye Başkanı bu duruma göz yumuyor?
Giderilmesi için yıllardır defalarca başvurduğum bu yasadışı iş için NEDEN bir işlem yapmıyor.
NEDEN? Bu basit sorunu NEDEN? çözmüyor. ÇÖZEMİYOR?
Turgutreis’i Avrupa kentleriyle yarıştıracak projeler üreten, deneyimli Başkan Ali Yazgan’ı korkutan NE?
Dedim ya;
Turgutreis’i DOĞUŞ yönetiyor. Bakmayın siz bay Yazgan’ın peşpeşe seçimler kazanışına.
Seçim kazanma konusunda UZMAN oluşuna…Farkında ya da değil, DOĞUŞ onu da yönetiyor. Farkındaysa PESSSSSS doğrusu…
Bu dünyada başka UZMANLAR da var. İnsan davranışları UZMANIDIR onlar. “SENCİL VARLILIKLAR”dır onlar. Bay Yazgan’ın, DOĞUŞ HOLDİNG” in denizi kirleterek inşa ettiği D-MARİN Yat Limanı ile övünmesine karşın, “SENCİL VARLIK” olmakla övünürler onlar…
“KÜRESEL ISINMA”nın durdurulması için, dünyalılara,
“SORUN BENCİLLİK”; “ÇÖZÜM SENCİLLİK” ve “HEPİMİZ BİRİMİZ”; BİRİMİZ HAPİMİZ” için sloganlarıyla seslenmekteler onlar…
* * *
Sayın “PARA BABALARI”;
Sizi yanlış tanımış olabilirim. Ama bunun sorumluları Turgutreis Belediye Başkanı A. Server Yazgan ve aralarında su sızmayan DOĞUŞ HOLDİNG”dir..
Sizi gerçekten yanlış tanımışsam;
Siz “DOĞUŞ”tan farklıysanız ve “küresel ısınmayla mücadele” konusunda SAMİMİ iseniz bir araya gelip konuşmamızı öneririm.
Aşağıdaki sitelerde yer alan yazılarım bu konuda karar vermenizi kolaylaştırabilir...
Sonra, belli mi olur. Bakarsınız siz beni “PARA BABASI” olmağa ikna edersiniz.
Maksat “küresel ısınmayla mücadele” olduktan sonra NEDEN olmasın !...
Galip BARAN, Bilinçolog/Yasa Bağımlısı/İnsan Davranışları Uzmanı
HABİTAT:
Mevlana, Bilinç, Sencillik, Yolsuzlukları Önleme ve “Yurtta Barış Dünyada Barış” Kozaları Kolaylaştırıcısı
TEL : (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-posta :
galipbaran@ttmail.com / galipbaran@mynet.com
WEB :
http://www.turkcelil.com/ / http://www.galipbaran.blogspot.com/, http://www.mustafanevruzsinaci.blogspot.com/,

13 Şubat 2008 Çarşamba

"YERE TÜKÜRME" VE ÖTESİ

(YERE TÜKÜRME) MİLLİYET GAZETESİ'NDE YER ALAN
HABER'E EKLENEN YORUMDUR

"YERE TÜKÜRME"
VE
ÖTESİ

Galip (SENCİL) Baran

Bugün (13.02. 2008) Milliyet’deki bir haberden, İskenderun İlçesinde, Kadir Oğuz adlı bir vatandaşın yolda yürürken Mehmet Benli’nin dükkanının önünde yere tükürdüğünü, dükkan sahibi Benli’nin Kadir Oğuz’u uyarması üzerine başlayan tartışmanın kavgaya dönüştüğünü, Kadir Oğuz’un kendisini uyaran Mehmet Benli’yi 5 yerinden bıçakladığını, hastaneye kaldırılan Benli’nin hayati tehlikesinin devam ettiğini ve Kadir Oğuz’un yakalanarak gözaltına alındığını öğrendim... Yorumlar, şöyleydi:


* Eğitimsiz Saygısızlar;
Özellikle sabahları kaldırımda mukus, salya, sümük görmek tüm insan psikolojisini bozuyor…
* Bu eğitim sistemi ile adam yere tükürür;
Okulda verilen eğitimde bir yanlışlık var. Okullarda birinci sınıftan itibaren Türk Ceza
Yasası’nın hafiften başlayarak müfredata girmesi gerek, vatandaş ne yaparsa…
* O muhitte bir daha tüküren olmaz;
Kesin eminim, gözü korkmuştur herkesin. Acı bir ders oldu…
* İşte korkutan bu;
Hani diyorlar ya; Trafikte olsun çevre konusunda olsun, her ne sebeple olursa olsun birisini ikaz etmeye kalktığınızda başınıza böyle bir olay geleceğinden…
* İnsan Olana;
Kimse kimseye selam veremez oldu, kaldı ki uyaralım… hayvanlar bile eğitiliyor, böyleleri için tanımlama yapılamaz. Milletin açık başıyla…
* * *
YORUM FARKIMIZ VE ÖNERİMİZ…
Biz diyoruz ki:
Sokağa tükürmek de, “KIRMIZIDA GEÇMEK”dir. “KIRMIZIDA DURMA”nın karşıtı bir kavramdır/eylemdir/kural tanımazlıktır/”yasa bilinci” yoksunluğudur. Bireyin “yolsuzluk yapma eğilimi”nin bir göstergesidir.
KIRMIZIDA DURMAK: Her türlü yanlış, iş, davranış ve haksızlıktan kaçınmayı öngören bir kavramdır/ bir“İLKE”dir. Bireyin ”yasa bilinci”ne sahip olduğunun/ “yolsuzluk yapma eğilimi”nde olmadığının göstergesidir.
Bizler:
Çevreyi kirletenleri; aşırı tüketenleri; trafik kurallarını çiğneyenleri; sağlığa zararlı alışkanlıkları hafife alanları; milli servete zarar verenleri; iş ahlakının korunmasına özen göstermeyenleri; vergi kaçıranları; rüşvet verenleri/ alanları; imar yasasına aykırı iş yapanları ve her şeyi devletten bekleyenleri,
Eşdeyişle, KIRMIZIDA GEÇENLERİ, anında, yüzlerine karşı, utanmaktan başka bir tepki gösteremeyecek şekilde uyarmayı öngören, “SOSYAL YAPTIRIM” olarak tanımladığımız bir yöntemle uyarıyoruz. Sonuç alıyoruz. Yöntem çok önemli…
Böyle davranmayı becerebildiğinizde, uyardıklarınızın utandıklarını, bazılarının “haklısınız”, “özür dilerim” , “bir daha olmaz” dediklerini hissediyor, görüyor ya da duyuyorsunuz. Dedik ya, yöntem çok önemli. Aksi halde…
Bizler, “toplumsal sorumluluk bilinci” olarak tanımladığımız bu davranışı alışkanlık haline getirmiş bulunuyoruz. Eğitimin bu türünü “SENCİLLEŞTİRİCİ” sıfatıyla niteliyoruz Gerçekleştiği ortamı dikkate alarak “OKUL DIŞI EĞİTİM” olarak tanımlıyoruz.
Ve topluma aşağıdaki şekilde seslenmekle BU ÜLKEYE BORCUMUZU ÖDEDİĞİMİZE inanıyoruz:
Ey en az okumuşu, Ey en çok okumuşu! “HAYDİ OKUL DIŞI EĞİTİM”e. Dileriz, sizler de öğrenirsiniz, “YURDU VE MİLLETİ ÖZDEN ÇOK SEVME”yi, böylece….
Daha fazla bilgi için, aşağıdaki sitelerde yer alan yazılarımızdan yararlanılabilir…

Galip BARAN
Bilinçolog/Yasa Bağımlısı/İnsan Davranışları Uzmanı
HABİTAT Mevlana, Bilinç, Sencillik, Yolsuzlukları Önleme ve “Yurtta Barış Dünyada Barış” Kozaları Kolaylaştırıcısı

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-posta:
galipbaran@ttmail.com / galipbaran@mynet.com
WEB: www.turkcelil.com

HAYDİ ! ÇOCUKLAR !. DEVRİM'E !..

HAYDİ ! ÇOCUKLAR ! DEVRİM'E
Turgutreis’te,1989 yılında, çevre kirliliğini önlemek için başlattığımız, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı, milli servet, imar ve “her şeyi devletten bekleme alışkanlığı” gibi alanlarda sürdürdüğümüz “okul dışı eğitim” çalışmaları, sınırlı sayıda katılımcılarla devam ediyor…
İzleyenlerin “herkes senin gibi olsa”, “senin gibilerin sayısı çoğalmalı” ya da “senin gibi beş kişi daha olsa Turgutreis’te her şey düzelir” benzeri sözlerle övdükleri bu çalışmalar, yaşam biçimimi radikal şekilde değiştirdi… Fransa Cumhurbaşkanı Jacque Chirac’ın, geçen yıl Paris’te yapılan Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli raporu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “bilinç devrimi”inden söz ettiğini okuduğumda başta sözü edilen alanlarda yaptığımız çalışmaları değerlendirme gereğini duydum..
Devrimi araştırdım…
Büyük Larousse :
(1) Bir grubun yönetime karşı ayaklanarak iktidarı ele geçirmesi ve bunun sonucunda bir bireylerin yaşamında kalıcı ve önemli bir etkisi olan ekonomik, ahlaki ve kültürel alandaki devletin siyasal ve sosyal yapısında oluşan ani ve şiddetli değişiklik; ihtilal. (2) Bir toplumda ani değişiklik.
Sözlük (Ali Püsküllüoğlu) :
(1) Bir toplumun yaşamında önemli işlevi olan kurumların hızlı ve geniş kapsamlı bir biçimde kökten değiştirilmesi ya da yenileştirilmesi, yeniden biçimlendirilmesi ya da belli bir alanda birdenbire gerçekleşen kökten değişiklik. (2) topb. Herhangi bir olaydaki hızlı ve geniş kapsamlı niteliksel değişme. (3) fels. Yerleşik toplumsal düzeni değiştirme ve yeniden biçimlendirme. (4) fels. felsefede, bilim ve sanatta, dünya görüşünde vb. eskimiş olanı kaldırıp yerine yepyenisini koyma. (5) bir ülkede var olan yönetimi zor kullanarak ele geçirip toplumun siyasal, ekonomik ve toplumsal yaşamında hızlı ve köklü değişikliklere yol açan halk hareketi.
Bu açıklamaları ve ülkemizde yaşanmakta olan sorunları ve yolsuzlukları dikkate aldığımda bir “devrim”i gerçekleştirdiğimize inandım. Kusuru ya da eksiği, “bireysel görünüşü” idi. Çalışmalarımızı izlerken, “herkes senin gibi olsa”, ” senin gibilerin sayısı çoğalmalı” ya da “senin gibi beş kişi daha olsa Turgutreis’te her şey düzelir diyenlerin seyirci kalmalarıydı:
*1996 yılında Bodrum’da HABİTAT Konferansıyla eşzamanlı olarak başlattığım “trafik sorununu halkın işbirliğinde çözme ve demokrasiyi tabana yayma projesi”nin uygulaması ile ilgili yazımda (Yarımada Gazetesi/ 26 Ekim 1996 ): “Bu çalışmanın kaderini/geleceğini Bodrumluların ve sorumluluk yüklenecek diğer aktörlerin takdiri/beğenisi/ işbirliği belirleyecektir” demiştim…
*En başta sözünü ettiğim, Turgutreis’te çöp toplama kampanyasını başlattığımız günlerdeydi. Turgutreis Amiral Kafe’deki bazı insanlar, bu çalışmayla ilgili düşüncelerini ifade ederken, “sen bizden 2 yüzyıl ilerdesin” demişler, beni benzeri sözlerle övmüşlerdi.
Turgutreis’deki çalışmadan bu yana 18 ve Bodrum’daki uygulamadan bu yana ise 11 yıl geçti…
Bu süreçte, bireysel “devrim”e, “maişet savaşı” vermekte olan Zeki Karaoğlu ve İsmet Seyhan ve dışında hiç kimse aktif olarak katılmadı. Yetişkin kesimden, onların dışında hiç kimse çalışmalarımızda yer almadı. Ne “benim gibi olma” ne “benim gibilerin dayısını çoğaltma” ne de “Turgutreis’te her şeyi değiştirecek beş kişiden birisi olma” gereğini duymadı…
“Devrim”in öksüz kaldığını, “kuvöz”de “yaşam savaşı” verdiğini düşündüren bu durum karşısında; Yetişkinlere “iyi geceler” dilemek; çocuklara ise, “Günaydın Çocuklar! Devrim sizi bekliyor” demek geliyor içimden…
Galip BARAN
Bilinçolog/Yasa Bağımlısı/İnsan Davranışları Uzmanı
HABİTAT Mevlana, Bilinç, Sencillik, Yolsuzlukları Önleme ve “Yurtta Barış Dünyada Barış”
Kozaları Kolaylaştırıcısı
TEL : (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-posta : galipbaran@ttmail.com / galipbaran@mynet.com
WEB : http://www.turkcelil.com/ / www.galipbaran.blogspot.com

11 Şubat 2008 Pazartesi

TÜRK'ÜN ANAYASASI


TÜRK'ÜN ANAYASASI

(galip baba diyor ki)

Ey Yargıtay,
Ey Danıştay,
Ey Sayıştay ve diğer Taylar
ve özellikle de siz Anayasacılar;
Duyduk duymadık demeyin!
* Türk; kurala, işine ve kolayına geldiği yerde; işine ve kolayına geldiği kadar ve işine ve kolayına geldiği şekilde uyar.
* Türk’ün ANAYASASI, budur.
* Görevinizi yaparken bu gerçeği dikkate alın. Almazsanız, boşa kürek çekmiş, abesle iştigal etmiş, havanda su dövmüş olursunuz…Benden söylemesi…

Sayın "CAN DÜNDAR" A:
TÜRK, "kural" a;
NEDEN ? İşine geldiği yerde,
NEDEN ? İşine gldiği zamanda ve,
NEDEN ? İşine geldiği şekilde uyar !"
BİLİYOR MUSUN ?...
Bilmiyorsan !.....
"BİR UZMAN" a,
Yani, "BANA"
GALİP BABA'ya
SOR !...
Galip BARAN Bilinçolog / Yasa Bağımlısı / İnsan Davranışları Uzmanı HABİTAT; Mevlana, Bilinç, Sencillik, Yolsuzlukları Önleme veYurtta Barış Dünyada Barış Kozaları Kolaylaştırıcısı.Tel : (0252) 382 34 77 (0535) 844 84 76e-posta : galipbaran@ttmail.comWEB : www.turkcelil.com, www.galipbaran.blogspot.com