13 Mart 2013 Çarşamba

MİLLİM ANAYASA FORUM'U VE...

Halil Nebiler
Ulusal Kanal
Televizyon Gazetesi
İSTANBUL
Sayın Hali Nebiler,
Ben bir Atatürk Bağımlısıyım… İzinde değil, bağımlısı... 2 Mart günü Bodrum’da gerçekleştirilen Milli Anayasa forumu’na katıldım. Üstümde, ön yüzünde, “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi” Bilinç Üniversitesi, arka yüzünde yetmiş milyonluk  aile, Türkiye” Bilinç Üniversitesi yazılı önlüğü giyerek katıldığım bu toplantıda siz Andımız’ı okuduktan sonra ayağa kalktım ve önlüğümdeki yazıyı gösterdim.
Devam etmeden önce aşağıda sayılan alanlarda yaptığım bazı çalışmalardan söz etmek istiyorum:
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı (Ahilik), milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattığımız, insanı, davranışlarını ve nedenlerini araştırdığımız, bazıları yerel bazıları merkezi yönetimin sorumluluk alanına giren, devletin iş yükünü azaltmayı öngören, bilinç konusunda otodidakt (özöğrenimli) olmamı sağlayan çalışmaları yaparken yaşam biçimim kökten değişti:
*      Kendimi tanımağa başladım.
*       “ Diğerkâm bir kişilik” edindim.
*      “Yasa Bağımlısı bir Bilinç Çağı İnsanı” oldum
*      “Yurdu ve milleti özden çok sevme” ve “yaratılanları Yaratan’dan ötürü sevme” ilkelerini özümsedim.
*     Edindiğim tecrübi bilgi ile işlevi ve amacı aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesi’ni kurdum.
*     Sözü edilen çalışmaları yaparken bir ilki gerçekleştirdim. Bilinçolog oldum.
*    Tanımı yeti sözcüğüyle sınırlı olan bilinç kavramını (a) sorumluluk kavramıyla bütünleştirdim, (b) bilimselleştirdim, Bilinç = Z (zaman) x  Ç2 ( çabanın karesi) şeklinde ifade ettim.
Yasa Bağımlısı bir Bilinç Çağı İnsanı ” olarak yaptığım işlerden (önlediğim yolsuzluklardan) bazıları:
(a)    Meclis Başkanlarından Köksal Toptan’ın TBMM Hizmet Ödülü verdiği sn Ferit Şahenk’in Başkanı olduğu, Turgutreis Yat Limanı (D-Marin’i) ÇED raporunu hiçe sayarak, Çevre Yasası’ni ihlâl ederek, denizi kirleterek inşa eden, yaya yolunu, defalarca işgal ederek, Trafik Yasası’nı ihlâl ederek, kamusal alana tecavüz ederek işleten Doğuş Grubu’nun  yaptığı yolsuzlukları önledim.
(b)    Turgutreis Otobüs Terminali karşısındaki Total benzin istasyonunun reklam panosunu yaya yoluna koyarak, kamusal alana tecavüz ederek yaptığı yolsuzluğu da aynı şekilde önledim.
Bu vesileyle, “parayı verenin düdüğü çaldığı” bir ülke olan Türkiye’de “Yasa Bağımlısı Bilinç Çağı İnsanları”ına olan ihtiyacın önemini de ifade etmek isterim.
Diğer taraftan; yukarıda sözü edilen çalışmaları  yaparken geliştirdiğim, ilk  ve orta öğretim okulları müfredat programına uygulama dersi olarak konulması önerisiyle M. E. Bakanlığı’na gönderdiğim, gereken özen gösterilerek uygulandığı takdirde, Türkiye’nin geleceği çocuklarımıza da benzer özellikleri kazandıracağından kuşku duymadığım “Trafik terörünü halkın işbirliğinde çözme ve demokrasiyi tabana yayma  projesi” ne yazık ki, dikkate alınmadı… Alınsaydı…
Bilinmesinde fayda gördüğüm iki önemli gerçek:
(A)    Küresel ısınma “Bilgi Çağı”nda gerçekleşti. “Bilgi Çağı”nın “bilgi ile sınırlı eğitim anlayışı” felâket olarak tanımlanan küresel ısınmayı önleyemedi. Bu durum karşısında; “Bilgi Çağı İnsanı”nın “bilinçlendirici eğitim anlayışı”nı özümsemesi, yalnız ülkemiz değil gezegenimiz için olmazsa olmaz  bir koşuldur…
(B)  Bilinç sözcüğünün kullanılışında saptadığım yanlışlar;
*    “Biliyorum”ya da “farkındayım” yerine “bilinçliyim” ya da “bilincindeyim”,
*    “Kasten” ya da “maksatlı” yerine “bilinçli olarak”,
*    “Bilgilendiriyorum” ya da “bilgi veriyorum” yerine “bilinçlendiriyorum” denilmektedir.
Sayın Halil Nebiler,
Bir “Bilgi Çağı İnsanı” olan Neil Armstrong  Ay’ayak bastığında: “Benim için küçük ama insanlık niçin büyük bir adım” demişti…
Bu gezegenin sakinlerinin “Yasa Bağımlısı Bilinç Çağı İnsanı” olmayı başardıklarında atmış olacakları adımın büyüklüğünü hayal bile edemiyorum…
Bodrum’da gerçekleştirilen forum’la ile ilgili izlenimlerim:
*    Konuşmalar başlamadan önce hazırladığım bir dosyayı başta sayın Hüsamettin Cindoruk olmak üzere panelistlere verdim. Cindoruk’a dosyayı verirken, “yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsemeyi başarabilseydik bu sorunları yaşar mıydık?” yazılı soru kağıdımı da takdim ettim, ama cevaplamadı. Sanırım o da deli(!) olduğumu anlamıştı.
*    Aynı dosyanın bir örneğini size verirken “bilinç kavramı üzerinde yoğunlaşalım” dedim…
*    Çerkez Ethem’den, onun hainliğinden (!) yine söz ettiniz… Atatürk bağımlısı bir Çerkez olarak ne düşündüğümü acaba tahmin edebilir misiniz?.
*    AKP’ye, RecepTayyip Erdoğan’a yönelik tepkilerden anlaşılan o ki, Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulsak sorun kalmayacak…
Bana göre, bencil (hodkâm) bir varlık olan insanın, küresel ısınmanın sorumlusu insanın, kendisinden kurtulmasıdır…Bu sağlandığında, Recep Tayyip Erdoğan gibiler de olmayacağından insanlık da kurtulacaktır.
*    Şu var ki, bu gezegenin hodkâm insanları değişmedikçe, diğerkâm bir varlığa dönüşmedikçe, başka Recep Tayyip Erdoğanlar  gelmeğe devam edecektir…
Sayın Hali Nebiler,
Başkalarıyla örneğin sizinle aramızdaki fark, en önemli fark: Sizler, yapmak istediklerinizi, yapılmasını istediklerinizi, ya da  hayallerinizi söylüyor, anlatıyor ya da yazıyorsunuz. Ben ise hayallerimi değil, insanlık için yaptığım çalışmaları, gerçekleştirdiğim, bağımlısı olduğum işleri…
Diğer taraftan, yaptığım çalışmaları,gerçekleştirdiğim, bağımlısı olduğum işleri sizlere örnek olabileceği inanç ve umuduyla, örneği ekli “Diğerkâmlık Andı”nda ifade ettim.
Bağımlısı olduğum Atatürk de, insanlık için hayatını ortaya koyarak yaptığı çalışmaları, gerçekleştirdiği işleri, ”Nutuk” olarak bilinen ünlü eserinde yazdı, anlattı, ifade etti…
SON SÖZ: 
Bilinç konusunda bir program yapmak isterseniz yardımcı olmağa hazırım
Saygılarımla. 
7. 03. 2013
Prof. Dr. M. Akif Çukurçayır’ın benimle ilgili “Erdem Öğreten bir Delinin Hikayesi(!) başlıklı makalesinin örneği eklidir
Bilinç Üniversitesi Kurucusu
Bilinçolog Galip (Diğerkâm) Baran
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı:  Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eşdeyişle, “dünyevi değerler”in yerini “uhrevi değerler”in aldığı bir dünya düzeni kurmak.

EKLERİ:
1.        “Diğerkâmlık Andı”
2.        “Erdem Öğreten bir Delinin (!) Hikâyesi”

12 Mart 2013 Salı

söyleşi..


ERDOĞAN (RTE), BARAN (GB) SÖYLEŞİSİ

Aşağıdaki yazı, başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın (RTE) Ümraniye Belediyesi ve Ümraniye AK Parti İlçe Teşkilatı binalarının açılışında yaptığı konuşmaya (bu konuşmada yer alan bazı alıntılara) karşılık olarak Galip Baran’ın (GB) kaleme aldığı uyarı, düşünce, öneri ve öğütleridir

RTE: Üçüncü boğaz köprüsüyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. İstanbul'u önemli bir yere taşıyoruz. Çılgın projelerle İstanbul lâyık olduğu yere hızla çıkacaktır.
GB: Küresel ısınmaya “dur” diyecek, tamamı aynı geminin yolcusu bencil (hodkâm) insanları Nuh’un Gemisi’ne bindirip, kurtaracak olandan daha çılgın bir proje var mı, bu alemde?
RTE:  Milletimize hizmet üretmek için gece gündüz çalışıyoruz. Yaptığımız hizmetlerin Türkiye'yi değiştirdiğini görüyoruz.
GB:  İnsan değişmedikçe hiçbir şeyin değişmeyeceğini; bencil (hodkâm) bir varlık olan insan değişip, sencil (diğerkâm) bir varlığa dönüşmedikçe her şeyin nasıl gelmişse öyle gideceğini, daha öğrenemedinizse…
Diğer taraftan, diğerkâm bir insanın zengin, zengin bir insanın diğerkâm olamayacağını ve diğerkâmlığın şiddetin panzehiri olduğunu öğrenemediyseniz, çok yazık…
RTE: Ayrımcılığın hiçbirini yapmadık. İnsanımızı birbirinden ayırdılar, Türk dediler, Kürt dediler, Çerkez dediler, Laz dediler, Roman dediler.
GB:  Ayrımcılık konusuyla ilgili görüşlerimi biraz aşağıda ifade edeceğim.
RTE: 81 vilayette de eserimiz var, izimiz hizmetimiz var. Bunlar yolsuzlukla bu ülkeyi yönetmeye çalıştılar. Biz yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele etmek için yola çıktık ve başardık.
GB:   Yolsuzluk dediniz de aklıma geldi. Can dostunuz Türkiye’nin en zengini Ferit Şahenk’in D-Marin’i inşa ederken ve işletirken yaptığı “benim engellediğim” yolsuzluklara ne diyeceksiniz? Ayrıca neden o kadar sıkı fıkısınız, söyler misiniz, lütfen.. Ortak özelliğiniz zenginliğiniz olmasın, sakın!…
RTE:  Yaşlı, Kırşehirli bir amca yıllardır kazandığı parayla hayır işleri yapmış. Bir arazi verin ben oraya “Kuran kursu yapayım”, para istemem sadece bir arazi verin diyor…
GB:  Kuran kursunu verenler, kuran kursu görenler bencillikten (hodkâmlıktan) kurtuluyor sencil (diğerkâm) oluyorlar, kul hakkı yemiyorlar mı?
RTE:  ''Biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevelim.” Türk kardeşimi, Kürt kardeşimi seviyorum. Ben Arap'ı da, Laz'ı da, Çerkez'i de, Roman'ı da seviyorum. Bu ülkenin her vatandaşını seviyorum…
GB: Çok güzel… Ancak diğerkâm bir varlık olarak sormadan edemiyorum.  “Yaratılanları Yaratan’dan ötürü sevme” ilkesini siz de bencileyin özümsediyseniz, benimle bir yarışa var mısınız? Hangimiz daha diğerkâm görelim. Hodri meydan…
RTE: Biz 4+4+4 diyerek “zorunlu eğitim” dedik.
GB:   Eğitim denince aklıma geldi. Sen “Bilgi Çağı”nın küresel ısınmaya yol açan “bilgi ile sınırlı eğitim anlayışı”ndan söz ediyorsun. Ben ise,  “Bilinç Çağı”nın “bilinçlendirici eğitim anlayışı”ndan söz ediyorum. “Bilinçlendirici eğitim anlayışı”nı merak ediyorsan,  Milli Eğitim Bakanlığına gönderdiğim yıllardır uyutulan projeyi gözden geçirmeni tavsiye ederim.
RTE:  Meslek liselerinin önündeki katsayıyı kaldırdık. Bu adaletsizlik ortadan kalktı.
G.B:  Adalet sözcüğünü duyduğumda aklıma gelen en önemi şey, ANDIMIZ’da yer alan “yurdu ve milleti özen çok sevme ilkesi”dir.. Bu ilkeyi özümsemeyi bencileyin başarabilseydik adalet sorun olmazdı, bu kadar çok polise, savcıya ve hâkime hatta hapishaneye bile gerek kalmazdı…
RTE: Artık düz liselerde “seçmeli Kur'an eğitimi” var. Türkiye bir değişim yaşıyor.
GB: Kuran eğitimi ile ilgili düşüncemi yukarıda açıkladım… Bencil (hodgâm) bir varlık olan insanın değişip, sencil (diğerkâm) bir varlığa dönüşmedikçe hiçbir şeyin değişmeyeceğini, bu vesileyle de yineliyorum.
RTE: Çocuklar ayaklarındaki prangalardan kurtuluyor.  '
GB:  Pranga denilince aklıma gelen şey: İnsanın bencil (hodkâm), bananeci bir varlık olduğudur. Neyse ki, ben bencillik, (hodkâmlık) bananecilik,  prangasından (kölelikten) kurtuldum. Nefsimin efendisi oldum. Darısı başınıza…
“Nasıl oldu?” derseniz, merak ederseniz, bu konuda size danışmanlık yapmağa (kılavuzunuz olmağa) olmağa hazırım… Ayrıca istihdam ettikleriniz gibi para mara da istemem. Zaten isteyemem…“Yurdu ve milleti özden çok sevme” ve “yaratılanları Yaratan’dan ötürü” sevme ilkelerini özümsemişim bir kere…
RTE: Türkiye’nin yapılan yatırımlarla değiştiğini, geliştiğini anlattı. Erdoğan, “Bir vilayetimiz bilgi çağını” yaşarken, diğeri ortaçağı yaşarsa, Türkiye’yi sağlıklı şekilde büyütemeyiz…
GB:  “Bilgi Çağı”  ile  “Bilinç Çağı” ve eğitim anlayışları ile ilgili görüşlerimi yukarıda ifade ettim… Bir vilayetin “Bilgi Çağı”nda yaşamasından değil, vilayetlerin tümünün, (Türkiye’nin) “Bilinç Çağı”nda yaşamasını, “Muasır Medeniyet”in üstüne çıkmasını isterseniz, gerçekten isterseniz yukarıda da dile getirdiğim gibi, size gönüllü danışmanlık yapmağa hazırım.. 
RTE:  Erdoğan, Türkiye’nin bugünlerine “kardeşlik ile geldiğinin” altını çizdi.
GB:  Bugünlere kardeşlik ile gelindiği konusunda samimiysen vah ki vah… Bunun neresi kardeşlik, a benim özümden çok sevdiğim Erdoğan?...
RTE:  Irkçılık, kabilecilik, bunlar şeytanidir. Şeytanın izinde yürümektir. Varsın onlar şeytanın izinde yürüsünler ama biz “Rab’imizin çizdiği yolda yürüyeceğiz.” Bu muhalefetin yalanlarına, kulak asmayın.
GB: Bencil (hodkâm) varlık değişip, diğerkâm bir varlığa dönüşüp, nefsinin efendisi olmadıkça Rab’in çizdiği yolda yürüyemez. O avuç dolusu para ödeyerek, verilen vergileri çarçur ederek istihdam ettiğiniz, sizi yanıltan danışmanlarınızı kapı dışarı etmenin zamanı gelmedi mi?

Bilinç Üniversitesi Kurucusu
Bilinçolog Galip (Diğerkâm) Baran

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı:  Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eş deyişle, “dünyevi değerlerin” yerini “uhrevi değerlerin” aldığı bir dünya düzeni kurmak.

16 Şubat 2013 Cumartesi

Doğu Perinçek'den cevap geldi...


(Sn. Dr. Doğu Perinçek’in 26. 01. 2013 tarihli mektubumla ilgili cevabı)

Sayın (Elgüzeli) Baran,

Sizin “Diğerkâm” lakabınızı değiştirdim; dilim dönmedi ondan.

Babaannem Rahime Behiye Perinçek babam Sadık Perinçek’e “diğerkâm” olduğu için ELGÜZELİ derdi. ELSEVER de denebilir.

Elseverlik, bütün erdemlerin başlangıcıdır.

“Perinçek-Baran” söyleşisi için teşekkür ederim. Buradan da Elgüzeli olduğunuzu anladım. Bana zahmeti bile olmayan bir söyleşi.

Bilinç güzel sözcük.

Ama hangi bilinç?

Elgüzeli bilinci diyelim ne dersiniz?

Mektubunuz sevinç ve bilinç getirdi, sağolun.

Size ve bütün dostlara selam ve saygılar.

Doğu Perinçek,  26. 01. 2013

13 Şubat 2013 Çarşamba

EY TÜRK MİLLETİ !...

EY TURGUTREİS’LİLER!..
EY TÜRK MİLLETİ!..
 
Bu mektubu, aşağıda açıkladığım hastalıktan kurtulmak, sağlığıma kavuşmak, daha açık deyişle, sizler gibi sağlıklı bir insan olmak için yazıyorum…

Özellikle senin gibi; “Sayın Başbakan” senin gibi sağlıklı olmak, devletin malını deniz misali kullanmak, bal tutunca parmak yalamak, parayı verip düdük çalmak, sonra da yan gelip yatmak istiyorum…

Bana bu konuda yardımcı olan sağlıklı insana Bodrum- Turgutreis’deki dubleks evimi bağışlayacağıma söz veriyorum…

HASTALIĞIM:
Sokaklarda, kamusal yani Türk Milleti’ne ait alan da çöp, izmarit ve değerlendirilebilir atıkları topluyor; Kavşaklarda kırmızı ışık kuralını ihlâl ederek yolsuzluk yapanları, ekmek ve benzeri yiyecekleri elle seçenleri uyarıyor; Poşet ve pet şişe kullanımına ve tüketim çılgınlığına son vermek için gece gündüz demeden, var gücümle çalışıyorum.

Örneğin; Ferit Şahenk’e, önceki Meclis Başkanlarında Köksal Toptan’ın “TBMM Hizmet Ödülü” verdiği Doğuş Grubu ve Total Benzincisi gibi firmaların kamusal, yani Türk Milleti’ne ait alana tecavüz ederek yaptıkları yolsuzlukları önlemek için adeta “düşük yoğunluklu” bir savaş veriyorum…

YAPTIĞIM EN SON İŞ: 
Turgutreis-Turistik Çarşı’da faaliyette bulunan “Hazar Unlu Mamulleri İşletmesi’nin”, bu yıl da, yaya yoluna koyduğu masa ve sandalyeler ile yaya geçişini engellemeye teşebbüsle, kamusal yani Türk Milletine ait alana tecavüz ederek yaptığı yolsuzluğu önlemek oldu…

Başımda Türkiye yazılı bir kırmızı şapka ile ve megafon kullanarak; İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli, Çanakkale, Tekirdağ, Yalova, Bursa, İnegöl, Eskişehir, Konya, Çorum, Bodrum, Ayvalık, Milas, Marmaris, Fethiye, Edremit gibi il ve ilçelerde, kamusal, yani “Türk Milleti’ne ait” alanda yapılan yolsuzlukları önlemek için;, yürüttüğüm uygulama ve faaliyetlerde “Çalışmanın En Yücesi Ulus için Olanıdır, Kemal Atatürk”, “Sorun Bencillik Çözüm Sencilik”,Yurdu ve milleti özden çok sevmek ilkesi” yazılı önlükleri giyiyorum…

Türkiye’yi, “borç alanın emir de alacağı” anlayışıyla, dış borç yükünden kurtarmak için etkin ve yoğun bir kampanya başlatmak istiyorum. Bu konuda yaptığım başvuruya hala cevap bekliyorum…

SONUÇ OLARAK: 
Geleceğin; “Çevrenin kirletilmediği, tüketim çılgınlığının sona erdiği, trafik kurallarının ihlâl edilmediği, sağlığa aykırı alışkanlıkların edinilmediği, verginin kaçırılmadığı, rüşvetin alınmadığı/verilmediği, milli servetin korunduğu, iş ahlakına özenle riayet edilerek saygı gösterildiği,; İmar Yasası’na aykırı işlerin yapılmadığı, her şeyin devletten beklenmediği, yolsuzlukların sona erdiği Türkiye’sini inşa etmek için, varımla, yoğumla çalışıyorum…

AYIPTIR SÖYLEMESİ: 
Yukarıda sözü edilen çalışmaları finanse edebilmek için; (a) İstanbul Ataköy’deki evimin (4. Kısım, O-141 Blok, Daire 6) satışından elime geçen 90 bin TL ve (b) Ziraat Bankasından, emekli maaşımdan borçlanarak aldığım 15 bin TL’yi harcadım…

Sözümü; sağlığıma kavuşmama yardımcı olana Bodrum- Turgutreis’deki dublex evimi bağışlayacağımı tekrarlayarak ve bu mektubu dağıtma lütfunda bulunanlara teşekkür ederek bitiriyorum… 13 Şubat 2013

Saygılarımla…
Galip Baran
Tel: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76

31 Aralık 2012 Pazartesi

"yeni yılınız" kutlu olsun!...

31 Aralık 2012 Pazartesi


BİLİNÇHANE; Bodrum/TURGUTREİS




Muğla ili, Bodrum İlçesi - TURGUTREİS, Bilinç Üniversitesi "BİLİNÇHANE"si ve Kurucu Rektör Sayın GALİP BARAN; 31 Aralık 2012

20 Aralık 2012 Perşembe

MEB SUNUMU

BİLİNÇOLOG GALİP (DİĞERKÂM) BARAN’IN;
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
“HAYAT BOYU ÖĞRENİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NDE”
18 ARALIK 2012 GÜNÜ YAPTIĞI SUNUM

 
RESİM: Soldan Sağ'a: Mustafa Nevruz SINACI (Bilinç Üniversitesi), Galip BARAN (Bilinç Üniversitesi), Coşkun AKCAN (MEB), Şevket ALP (MEB), Ömer Yusuf ŞEKERCİ (MEB), Emine AVŞAR (Bilinç Üniversitesi), Ali AKYOL (MEB), Resimleyen: İsmet SEYHAN (Bilinç Üniversitesi)

KÜRESEL ISINMA

“Bilgi Çağı İnsanı”, bilinçsizce yaşadığı için;
Ozon tabakası delindi.
Buzullar eridi.
Yağmur Ormanları tükendi.
Türler azaldı.
Gezegenimiz yaşanamaz hale geldi.
“Bilgi Çağı İnsanı” ektiğini biçmeğe başladı.
Küresel ısınmanın durması, gezegenimizin yaşanabilirliğini sürdürebilmesi için;
“Bilgi Çağı İnsanları’nın” bilinçlenmesi gerekiyor.

“BİLGİ ÇAĞI İNSANI’NIN”,  
BİLİNÇLENMESİ İÇİN ÖNERDİĞİM YÖNTEM

Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlâkı, milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattığımız, “okul dışı eğitim” olarak tanımladığımız, bazıları yerel, bazıları merkezi yönetimin sorumluluk alanına giren, “devletin iş yükü”nü aşağı çekmeyi öngören çalışmaları yaparken, yaşam biçimim kökten değişti:
“Yasa bağımlısı” oldum.
Diğerkâm kişilik edindim
Kendimi tanımağa başladım.
“Yurdu ve milleti özden çok sevme” ve “yaratılanları yaratandan ötürü sevme” ilkelerini özümsedim. Edindiğim “tecrübi bilgi” ile işlevi ve kuruluş amacı aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesi’ni kurdum.
“Bilgi Çağı”nı aştığımın, bilinç konusunda otodidakt (özöğrenimli) olduğumun farkına vardım. Kendimi Bilinçolog olarak tanımladım.

Otodidakt olurken edindiğim birikimi, “Bilgi Çağı İnsanları” ile paylaşmak, onların da otodidakt olmalarına yardımcı olmak istiyorum.

İşte bu nedenle bilinç konusunda “usta öğretici” belgesi’ne ihtiyacım var.

AY’A AYAK BASMA

Bir “Bilgi Çağı İnsanı” olan Neil Armstrong, Ay’a ayak bastığında: “Benim için küçük, ama insanlık niçin büyük bir adım” dedi…
“Bilgi Çağı İnsanları”nın otodidakt olduklarında insanlığın atacağı adım’ın büyüklüğünü hayal bile edemiyorum.

BİR AÇIKLAMA:

Bilgi Çağı İnsanı’nın bilinç kavramını “İnsan’ın kendisini, olup biteni anlama, algılama, farkına varma yetisi” şeklinde tanımladığı görülüyor.
Ben bu tanımı sorumluluk kavramıyla bütünleştirdim. Ete, kemiğe büründürdüm. Somutlaştırdım.
BİLİNÇ FORMÜLÜ

Bilinç = Z (zaman) x Ç2 (çabanın karesi)
Bilinci basamakları sonsuza uzanan bir merdiven olarakj düşünebiliriz.

BİLİNÇ SÖZCÜĞÜ’NÜN YANLIŞ KULLANIMLARI

Bilinç sözcüğü fiil olarak kullanıldığında nesne almamalıdır.
“Kasıtlı”, “maksatlı” yerine “bilinçli olarak” ve “farkındayım” yerine “bilincindeyim” denilmemelidir.

OTODİDAKT KİŞİ

Çevreyi kirletmez, kirletemez (Çevre Bilinci)
Aşırı tüketmez, tüketemez (Tasarruf Bilinci)
Trafik kurallarını ihlâl etmez, edemez (Trafik Bilinci)
Vergi kaçırmaz, kaçıramaz; kul hakkı yemez, yiyemez (Vergi Bilinci)
Eş deyişle, yolsuzluk yapmaz, yapamaz, bu kadarla kalmaz yolsuzluk yapanlarla mücadele etmekten kendisini alamaz.
Bilinci, otodidakt’ın davranışlarında tezahür eder.


Bilinç Üniversitesi Kurucusu,
Yasa Bağımlısı ve Mükemmel’i arayan adam
Bilinçolog Galip (Diğerkâm) BARAN

TEL: 0252 382 34 77 / (GSM) O535 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)  Kuruluş amacı:  “Güçlünün haklı olduğu” değil, “haklının güçlü olduğu”, dünyevi değerlerin yerini uhrevi değerlerin aldığı bir dünya düzeni kurmak.

18 Aralık 2012 Salı

Türkiye'de bir ilk; "BÜYÜK YÜRÜYÜŞ"

TÜRKİYE'DE BİR İLK!...
'yurttaşlığa çağrı' yürüyüşü...
Trafik kurallarına uyulması ve sigara kullanımının azaltılması için 11 Mayıs 2001 günü, sabah saat: 08.00’de Bodrum Belediye Meydanından; Öğrenci ve vatandaşlar tarafından alkışlar arasında uğurlandı ve yürüyüşüne Eskort eşliğinde başladı. Ankara'ya yürüyüşü 54 gün süren Galip Baran’ın sağlık problemleri sebebiyle bir hafta mola verdiği Ayvalık'tan ayrılarak, yeniden yollara düştü.
"Yurttaşlığa Çağrı" adını verdiği…
Trafik kurallarına uyulması ve sigara kullanımının azaltılması için Bodrum'dan Ankara'ya yürüyen Galip Baran, sağlıkproblemleri sebebiyle bir hafta mola verdiği Ayvalık'tan ayrılarak, yeniden yollara düştü.
*
"Yurttaşlığa Çağrı" adını verdiği yürüyüşüne kaldığı yerden devam eden Baran, bu şekilde kamu oyu oluşturmayı hedeflediğini söyledi. Ayvalık'tan hareket etmeden önce Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliği'nde polislerle çay içip sohbet eden Galip Baran, İstanbul Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi'nden 1978 yılında emekli olduktan sonra, kendisini toplumun eğitilmesine adadığını ifade etti.
*
Aynı zamanda Habitat Koordinasyon Birimi üyesi olan Baran, Bodrum'dan başlattığı ve İzmir, ÇanakkaleTekirdağ,İstanbul, Kocaeli, BursaEskişehir'den sonra Ankara'da son bulacak "Yurttaşlığa Çağrı" yürüyüşü sırasında, yolda karşılaştığı insanlara, "Arkadaş kırmızıda dur", "Durmayanları da durdur", "İyi bir vatandaş ol" şeklindeki sloganlarla sesleniyor. (Porttakal.com > Haber Arşivi > Haziran 2001)
Son güncelleme: 05 Haziran 2001
***
Bodrum'dan yaya yola çıkan çevreci Çanakkale'ye ulaştı
ÇANAKKALE (İHA) - Halkı trafik konusunda eğitmek ve çevre bilincini yaygınlaştırmak amacıyla 1 Haziran'da Bodrum'dan yola çıkan 70 yaşındaki çevre gönüllüsü Galip Baran, Çanakkale'ye geldi.
*
Çanakkale'de ilk olarak Aygaz Kavşağı'nda, trafik kurallarına uymayan vatandaşları elinde bulunan yazıyla uyaran Galip Baran, ardından valilik önünde yerden izmarit topladı. Yolculuğunun Ankara'da sona ereceğini hatırlatan Baran, "Eylemime 'Yurttaşlığa Çağrı Yürüyüşü' adını verdim. Amacım topluma trafik kurallarına uyma alışkanlığı kazandırıp, çevre temizliğini öğretmek. Buradan Tekirdağ'a geçeceğim. Ondan sonraki güzergahım da İstanbul, Kocaeli, Bursa, Eskişehir ve Ankara olacak" dedi.
*
Sırtındaki çantasında da çeşitli çevreci mesajlar içeren pankartlar taşıyan Baran, sigaranın kötü bir alışkanlık olduğunu, toplumda herkesin bu alışkanlıktan uzak kalmasını istediğini söyledi. Baran, "Önemli olan cezaların artırılması değil, halkı eğitmek. Ben de gittiğim her yerde halkı çevre temizliği, sigaranın zararları ve trafik kuralları konusunda bilgilendirmeye çalışıyorum" diye konuştu. (İHA)