13 Aralık 2011 Salı

son versiyon!.....

DİĞERKÂMLIK (1) AND'I
Allah'ım!...
Bundan böyle, KIRMIZIDA DURACAĞIMA, eş deyişle;
(A)
Aşırı tüketmeyeceğime,
Vergi kaçırmayacağıma,
Çevreyi kirletmeyeceğime,
Milli servete zarar vermeyeceğime,
Trafik kurallarını ihlâl etmeyeceğime,
Rüşvet vermeyeceğime/almayacağıma,
İmar yasasına aykırı işler yapmayacağıma,
Sağlığa aykırı alışkanlıklar edinmeyeceğime,
İş ahlakına (Ahilik İlkelerine) saygı göstereceğime,
Her şeyi devletten bekleme alışkanlığını terk edeceğime,
Bir başka deyişle, YOLSUZLUK YAPMAYACAĞIMA,
(B)
Sayılan alanlarda yolsuzluk yapanları,SOSYAL YAPTIRIM” olarak bilinen yöntemle uyaracağıma, ayrıca,
(C)
Uyardıklarıma, kendilerinin de başkalarını aynı yöntemle uyarmalarını önereceğime,
MÜBAREK HUZURUNDA YEMİN EDİYOR VE SANA SÖZ VERİYORUM!...
(Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, yardımcı ve müsteşarları ile umum parlâmenterler)
Ad-Soyad: ………….Vazife: ..................... Tel.:…………. İmza: ……………..
===================================================================
KIRMIZIDA DURMAK: Bireyin kendisiyle sözleşmesi olup, onu erdeme (2) yönlendiren,  yolsuzluk yapmasını önleyen bir ilkedir (3).
SOSYAL YAPTIRIM:  “Kırmızıda geçmeğe kalkışanları utanmaktan başka bir tepki gösteremeyecek şekilde uyarmak”tır.
YOLSUZLUK: Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma, yasaya, kurala, yönteme aykırı iş yapma.
===================================================================
(1)   Diğerkâm (özgeci, elci, el sever ):  Kendi yararından çok başkalarını düşünen, başkalarına yararlı olmaya çalışan, başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen (kimse).
(2)   Erdem:   Ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi niteliklerin ortak adı. Fazilet
(3)  İlke:   Her türlü tartışmanın dışında, üstünde sayılan, ana düşünce ve inanış, baş kural. Prensip.
*******
GALİP BARAN & 
e.MAİL:  galipbaran@windowslive.com 
WEB ::  galipbaran.blogspot.com,  bilinc-universitesi.blogspot.com

30 Kasım 2011 Çarşamba

iki eski dost, iki 'eski tüfek', Galip Baran & Zeki Kentel

ZEKİ KENTEL
ZEKİ KENTEL: 
GALIPCIGIM SON BIR DEFA OZURLERIMLE BILINCLENMEYE CALISIYORUM
SEVGILI GALIP;
“BEN YASA BAGIMLISI OLDUM” DIYORSUN…
BU HERHALDE SENIN BILINÇLENMENIN SONUCU OLAN BIR DURUM
YASA NEDIR?  
BILINEN BIR SEYDIR.
PEYGAMBER BILDIRMISTIR.
VEYA ATATURK BILDIRMISTIR.
BUDHA VEYA KIZIL DERILI SEF BILDIRMISTIR
ILKELERI  KOYANLAR HER SEYI DOS DOGRU!.. ?.. KOYMUSLARDIR
SENIN CABAN TEBAANIN BU ILKELERE UYMASIDIR
ZATEN KIMSE KOMUTANIN ILKELERI DISINDA BIR SEY ONEREMEZ, SOYLEYEMEZ
DUZENDE BOYLE BIR AYKIRILIK SOZ KONUSU ZATEN OLAMAZ
ILKELERI BELIRLENMIS BIR DUZEN VARDIR
SENIN BILINCLENDIRMEN INSANLARIN DUZENE UYMASIDIR
INSANLAR DUZENE UYDUKLARINDA ELBETTE BILINCLENMIS OLACAKLARDIR
AMA BIZ BU BILINCI YAKALAYAMADIGIMIZ ICIN HAPISHANELER DOLUDUR,
URETTIGIMIZ TUKETIMIMIZE YETISMEMEKTEDIR,
EVLERIMIZ RUZGARDA YIKILMAKTA, SELDE DEREYE KARISIP GITMEKTEDIR
90 SENEDIR ORDU CAGIN SAVUNMA ARAC VE GERECLERINDEN YOKSUNDUR
90 SENEDIR HALA KAYNASMIS BIR KITLE OLAMADIK
90 SENEDE DUNYADA BARIS LAFINDAN VAZ GECTIK ULKEDE BARISI SAGLAYAMADIK
SAYFALAR  DOLUSU YAZABILIRIZ
SENIN CABALARIN  DUZEN ICIN IYI INSAN IYI VATANDAS OLMANIN CAGRILARIDIR!
SEVGILI GALIP
SAGLIK ICINDE SELAM SEVGI MUTLULUK BASARI  SAYGILARIMLA
ZEKI KENTEL
GALİP BARAN:
YALAN SOYLEMENIN YANLIS OLDUGUNU OGRENEN KISI BILGI SAHIBIDIR!
ZEKİ KARDEŞ;
BİLİNÇ KONUSUNU DAHA FAZLA TARTIŞMANIN BİR FAYDASI OLACAĞINI SANMIYORUM...
GEÇENLERDE BİR ARKADAŞ, BANA, "GALİP AMCA, YA SEN BU DÜNYAYA ÇOK ERKEN GELMİŞSİN YA DA BİZ" DEDİ
BENZER BİR SÖZÜ YILLAR ÖNCE DE SÖYLEYEN OLMUŞTU... "SEN BİZDEN 2-3 YÜZYIL İLERİDESİN" DEMİŞTİ...
ÇAĞ FARKI... BEN BİR "BİLİNÇ ÇAĞI" İNSANIYIM... OYSA TÜM İNSANLIK YANİ MUASIR MEDENİYET HALA "BİLGİ ÇAĞI"NDA... 
TÜRKİYE "BİLİNÇ ÇAĞI"NI İDRAK EDERSE/EDEBİLİRSE, MUASIR MEDENİYETİ AŞABİLİR... NE VAR Kİ, MUASIR DENİLEN MEDENİYET LAFLA AŞILMIYOR. PEYNİR GEMİSİ LAFLA YÜRÜMÜYOR. CUMHURBAŞKANI GÜL:
Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 73. yıldönümünde Anıtkabir Özel Defterine yazdığı satırlar arasında,  “Türkiye'yi, hedefiniz olan muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”
ŞEKLİNDE BİR CÜMLEYE  DE YER VERDİ…
AH O ANITKABİR DEFTERİNE YAZILANLAR...
MUASIR MEDENİYET, TAVANDAN TABANA YANİ "TÜMDEN GELİM"  DEĞİL, TABANDAN TAVANA YANİ "TÜME VARIM" YÖNTEMİYLE, BİR BAŞKA DEYİŞLE, "BİLİNÇ ÇAĞI" TOPLUM OLARAK İDRAK EDİLEREK, DİĞERKÂM KİŞİLİK EDİNİLEREK AŞILABİLİR... 
NEYSE...
TEKRAR SELAMLAR
GALİP BARAN

 ***
ZEKİ KENTEL:
YALAN SOYLEMENIN YANLIS OLDUGUNU OGRENEN KISI BILGI SAHIBIDIR!
SEVGILI GALIP;
BU ILKEYI HAYATINDA UYGULAYAN KISI BIR  BILINC  SAHIBI  OLMUSTUR
SENIN YALAN SOYLEME, SOYLEMEME, KIRMIZI ISIKTA DURMA, DURMAMA, VERGI KACIRMA, KACIRMAMA UYARINI HERKES BILMEKTEDIR
SEN BU UYARILARINI SURDURMEKLE MUHATAPLARINA BILGI DEGIL BIR BILINCLENME KAZANDIRIYORSUN, BIR BILINCLENDIRME YAPIYORSUN
YANI SENIN YAPTIGIN UYARILAR BIR BILINCLENDIRMEDIR
SAGLIK ICINDE KAL OPUYORUM  
ZEKI KENTEL
GALİP BARAN:
BILINCLENMEK - KESKE BELIRLI BIR KUMEYE MENSUP INSANI EGITIME ALSAYDIN!
SEVGİLİ ZEKİ,
İLETİNE NE KADAR SEVİNDİĞİMİ BİLEMEZSİN...
İSTERSEN CEVABA BİR YANLIŞ ANLAMAYI DÜZELTEREK BAŞLAYALIM:
"SENIN BU CABALARINA, INSANIMIZI BILINCLENDIRME YOLUNDA OMUR BOYU GOSTERDIGIN HER TURLU TAKDIRIN USTUNDE BUNCA OZVERIYE GEREKLI DESTEGI VEREMEDIGIM, YARDIMCI OLAMADIGIM ICIN UZGUNUM." ŞEKLİNDEKİ CÜMLENDE YER ALAN "INSANIMIZI BILINCLENDIRME" YERİNE "İNSANIMIZI BİLGİLENDİRME" DENİLMESİ GERİYOR...
KURAL 1: BİLİNÇLENDİRMEK SÖZCÜĞÜ FİİL OLARAK KULLANILDIĞINDA NESNE ALMIYOR.  EŞDEYİŞLE,  İNSAN İNSANI BİLİNÇLENDİREMİYOR. "BİLİNÇLENDİRMEK" MÜMKÜN OLSAYDI, BİLİNÇSİZ İNSAN KALMAZDI, BU ALEMDE... 
DİĞER TARAFTAN, İNSAN BENCİL (HODKÂM) BİR VARLIKTIR...
KURAL 2: HODKÂM VARLIK BİLİNÇLENEMEZ DİĞERKÂM BİR VARLIĞA DÖNÜŞMEDİKÇE...
BU ARADA "BİLİNÇ"İ BİLİMSELLEŞTİRDİM...
FOMÜLÜ:
B (BİLİNÇ) = Z (zaman) x Ç (çaba)'nın karesi  (Einstein'in  E= mx c'nin karesi gibi)
BEN "ÇEVRE BİLGİMİZ"E  RAĞMEN "ÇEVRE"NİN KİRLETİLDİĞİ; "TASARRUF BİLGİMİZ"E RAĞMEN  "İSRAFI"N  ÖNLENEMEDİĞİ; "TRAFİK BİLGİMİZ"E RAĞMEN "TRAFİK KURALLARI"NIN İHLÂL EDİLDİĞİ; "VERGİ BİLGİMİZ"E RAĞMEN VERGİNİN KAÇIRILDIĞI (KUL HAKKININ YENDİĞİ- YOLSUZLUK YAPILDIĞI-) GERÇEKLERİNDEN HAREKETLE :
 "BİLGİ GANİ, BİLİNÇ HANİ?" ŞEKLİNDE BİR SÖYLEM DE GELİŞTİRDİM...
BU KONUDA İTİRAF ETMEM GEREKEN GERÇEK : BEN DE BENCİLDİM, BEN DE VERGİ KAÇIRDIM, (KUL HAKKI YEDİM-YOLSUZLUK YAPTIM) HEM DE MÜKERREREN...
NE ZAMANA KADAR?...
ÇEVRE, TÜKETİM, TRAFİK, SAĞLIK, VERGİ, RÜŞVET, İŞ AHLÂKI (AHİLİK) MİLLİ SERVET, İMAR VE HER ŞAYİ DEVLETTEN BEKLEME GİBİ ALANLARDA  BAŞLATTIĞIMIZ, YAKLAŞIK 20 YILDIR DEVAM EDEN,  BENİ BENCİLLİKTEN KURTARAN, YAŞITLARIMDAN  2-3 YÜZ YIL DAHA FAZLA YAŞAMIŞÇASINA BİLİNÇLENDİREN  "OKUL DIŞI EĞİTİM" OLARAK TANIMLADIĞIMIZ  ÇALIŞMALARI BAŞLATANA KADAR...
YUKARIDAKİ AÇIKLAMALARIMIN SENİN:
"BENIM GALIPCIGIM, BIR PEYGAMBER ORNEGI TUM INSANI KARSISINA ALIP TUMUNU BU BILINCLENDIRME CAGRILARINA MUHATAP ALMAK YERINE  SADECE BELIRLI KUCUK BIR KUMEDEN BASLAYARAK SUYA ATILAN TASIN HALKALARI GIBI SUREC ICINDE DAHA ETKIN BIR BILINCLENDIRME ILE DAHA GENIS TOPLUM KESIMINDE BASARAMAZ MI IDI? "
ŞEKLİNDE BİR CÜMLEYLE BAŞLAYAN VE  DEVAM EDEN PARAGRAFLARDA YAPTIĞIN ÖNERİLERE DE CEVAP  OLDUĞUNU SANIYORUM....
EKTE GÖRÜLEN, BENCİL BİR VARLIK OLAN İNSANLA  İLGİLİ YAZILARIN, YUKARIDAKİ AÇIKLAMALARIMI DOĞRULADIĞINA İNANIYORUM...
SEVGİ, SAYGI VE SELAMLAR.
GALİP BARAN
ZEKİ KENTEL:
BILINCLENMEK - KESKE BELIRLI BIR KUMEYE MENSUP INSANI EGITIME ALSAYDIN!
SEVGILI GALIP;
YIL 1951  MERHABA DEMISTIK,   60  YIL DAHA DUN GIBI.  DELI  KANLI IDIK!
BUGUNLERE ULASACAGIZA ELIMIZDE SENET MI VARDI?  BIR ASRA DOGRU  GIDIYORUZ.
SENIN BU CABALARINA, INSANIMIZI BILINCLENDIRME YOLUNDA OMUR BOYU GOSTERDIGIN HER TURLU TAKDIRIN USTUNDE BUNCA OZVERIYE GEREKLI DESTEGI VEREMEDIGIM, YARDIMCI OLAMADIGIM ICIN UZGUNUM.
YOLUN SONUNA YAKLASTIGIMIZ BUGUNLERDE GERIYE DONUP BAKTIGIMDA ACABA DIYORUM
BENIM GALIPCIGIM, BIR PEYGAMBER ORNEGI TUM INSANI KARSISINA ALIP TUMUNU BU BILINCLENDIRME CAGRILARINA MUHATAP ALMAK YERINE SADECE BELIRLI KUCUK BIR KUMEDEN BASLAYARAK SUYA ATILAN TASIN HALKALARI GIBI SUREC ICINDE DAHA ETKIN BIR BILINCLENDIRME ILE DAHA GENIS TOPLUM KESIMINDE BASARAMAZ MI IDI? 
SOZ GELISI (BIR INANC SISTEMI ICINDE BELIRLI BIR KUMEYE, BELIRLI BIR GRUBA, BELIRLI BIR CEMAATE, BUNLAR MUSLUMAN OLABILIR) SADECE INANDIKLARI ILKELERI HAYATIN TUM SURECINDE HARFIYEN UYMALARI GEREKTIGI VURGULANMIS OLSAYDI ACABA TOPLUM YASAMINDA ARZULANAN BILINCLENME DAHA ETKIN GERCEKLESEMEZ MI IDI?
TOPLUMDA EN KUCUK BIRLIKTELIK AILE, 
HER BIRLIKTELIKTE EVRENSEL ORTAK ILKELER VAR
OZU SOZU DOGRU, DOSDOGRU, AHLAKLI, GUVENILIR OLMAK (BUNLAR NE DEMEKSE?)
BOYLE OLUNCA BU BIRLIKTE ZATEN YALAN YOK, ILK TEMEL ILKE YALAN SOYLENMEYECEK!
ACABA BUGUN KAC KISI VERGI BEYANNAMESINE HER SEYI  DOSDOGRU VE GERCEK RAKAMLARIYLA YAZDIM DIYEBILIRDI?
YALAN SOYLEMEYEN INSAN VERGI KACIRABILIR MI IDI?
VEYA TRAFIKTE SARI ISIK YANARKEN  YAYA VEYA SURUCU BIR KAZAYA NEDEN OLACAK HAREKETTE BULUNABILIR MI IDI?
KAZA SONRASI YARGICIN KARAR VERMESINDE HIC ZORLUK OLUR MU IDI?
BILIRKISININ ZARAR DEGER TESBITI DISINDA MAHKEMEYE  GITMEYE GEREK KALIR MI IDI?
DAG BASINDA KIMSENIN OLMADIGI BAHCEDE TEK ELMA KOPARILIR MI IDI? SAHIBINE DEGERI ODENIR MI IDI?
MOBESE KAMERADA HIRSIZLIK BELLI OLUNCA HANI TEMEL ILKE VE GEREGI OLAN BILINC NEREDE KALDI?
SADECE  VE SADECE YALAN SOYLEMEMEYE BILINCLENMEK...
BU EVRENDE HER SEY KAYDEDILIYOR
SU KUCUK DUNYAMIZDA BILE  HER SEYI; CINLIYI, YAMYAMI, KIZILDERILIYI, BIZI VB. HER SEYI KAYDEDEN BIR GOOGLE VAR.  
BU SOMUT KUCUK BIR ORNEK  BUNA INANIYORUZ DEGIL MI?
TUM INSANLIGI BILINCLENDIRME CABALARINDA SANA SAGLIK ICINDE SEVGI  SELAM MUTLULUK BASARI DILIYORUM
SEVGILI GALIP 
SAYGILARIMLA 
ZEKI KENTEL

28 Kasım 2011 Pazartesi

Fatma Şihin'e açık mektup,

Fatma Şahin
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı
ANKARA

KONU: Şiddetin panzehiri : “Trafik terörüne halkın işbirliğinde son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi”

Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesiyle ilgili kanun tasarısının Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştığını öğrendim…

Aşağıda sayılan alanlarda yaptığımız çalışmalarda geliştirdiğimiz, şiddetin panzehiri olacağını savunduğumuz,  proje ile ilgili "bilgi" vermek ve hayata geçirilmesi konusunda yardımınızı istemek için yazıyorum. 

Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı (Ahilik), milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattığımız, “okul dışı eğitim” olarak tanımladığımız; bazılarımızı, özellikle beni bencillikten (hodkâmlıktan) kurtaran, diğerkâm bir varlık olmamı, “yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsememi sağlayan; edindiğim “tecrübi bilgi” ile işlevi aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesi’ni kurmama, yaşıtlarımdan daha fazla yaşamışçasına bilinçlenmeme yol açan çalışmaları yaparken yaşam biçimim  kökten değişti.

*   “Yasa bağımlısı” oldum.
*    Kendimi tanımağa başladım.  
*    Edindiğim özellikleri dünyada yaşanmakta olan kaos ve kargaşa ile karşılaştırdığımda; “Bilgi Çağı”nın değerlerini (dünyevi değerleri) aşmış, “Bilinç Çağı”nın değerlerini (uhrevi değerleri) yakalamış, bilinç konusunda uzmanlaşmış olduğumun farkına vardım ve kendimi Bilinçolog olarak tanımlamağa karar verdim…

DİKKAT:  Dünyada bilinç konusunda diploma verebilecek bir kurum ya da kuruluş  bulunmadığına göre, Bilinçolog olup olmadığıma  yaşam biçimime,( örneğin  çevre, tüketim, trafik ve vergi konularındaki davranışlarıma) bakılarak  karar verilebilir.

Yukarıda sözü edilen çalışmaları yaparken ilk ve orta öğretim okulları müfredat programına “uygulama dersi” olarak konulması amacıyla geliştirdiğimiz, M. E. Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’na gönderdiğimiz, özenle uygulanması durumunda, ülkenin geleceği çocuklarımıza “diğerkâm kişilik” kazandıracak olan “Trafik terörüne halkın işbirliğinde son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi” ciddiye alınmadı…

 Şiddetin panzehiri olacağına inandığımız bu projenin ilk ve orta öğretim okulları müfredat programına “uygulama dersi” olarak konulması konusunda bize yardımcı olmanızı bekliyoruz.

Saygılarımla.

Galip Baran
Bilinç Üniversitesi (1) Kurucusu

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

(1)      Bilinç Üniversitesi’nin işlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antrapolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmaktır.

EKİ:  Trafik terörüne halkın işbirliğinde son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi

ADRES:  4076 Sokak No: 5/2  Turgutreis -BODRUM

19 Ekim 2011 Çarşamba

GALİP BARAN hakkında yazılanlardan,,,,,,,,


Mustafa Nevruz SINACI
BAĞIMSIZ YARGI, TARAFSIZ ADALET… 
Mustafa Nevruz SINACI 
23 Ağustos 2009 Pazar günü Bodrum/Yalıkavak Marina-Anfi Tiyatrosu’nda yapılan “Bağımsız Yargı ve Tarafsız Adalet” Paneline konuşmacı olarak katılan Yargıtay Cumhuriyet Onursal Başsavcısı Vural Savaş, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Süheyl Batum, Gazeteci-Yazar Tuncay Mollaveisoğlu, Gazeteci-Yazar Uğur Civelek, Ekonomist Ümit Zileli;
BOL BOL ALKIŞ…
Ergenekon’u şiddetle tenkit ve tekzip ettiler, alkışlandılar,
AKP ve AKP hükümetinin icraatlarını eleştirdiler, alkışlandılar,
Bitmedi!.. Ulus devlet, lâik devlet, özgür halk ve tam bağımsızlık kavramlarını her telâffuz edişlerinde ve Atatürk devrimleri dile getirildikçe alkışlandılar…
Bana göre, panelistlerin ve onları alkışlayanların gözden kaçırdıkları gerçek:
Eleştirilmesi gereken “AKP değil, AKP’nin de temsil ettiği elli yıllık zihniyetti”…
Öyle ki, onlara göre, AKP iktidarda olmasa sorun kalmayacaktı..
OYSA!...
Panel’in ana konusu olan “Bağımsız Yargı ve Tarafsız Adalet” üzerinde pek fazla durulmadı. Panelde popülizmin ön plâna çıkışı, adalet ve hukuku geri plâna itti. Demek ki, panelistler ve katılımcılar için önemli olan hareket, heyecan ve desarj olmaktı. Bilim değil!.. Zaten salonun katılımcı yapısı, gelenlerin ilgi, dikkat ve konsantrasyon durumu, her hangi bir maç ortamında buluyor olmaktan farksızdı.
Buna karşın salonda son derece ciddi olanlar da vardı.
Örneğin “davetsiz misafir ve korsan katılımcı” Galip Baran…
Biz Kaç Kişiyiz, Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile Cumhuriyet okurları (Cum-ok) tarafından düzenlenen ve yaklaşık 2000 kişinin katıldığı panele “O” davetli değildi. Mutadı veçhile “durumdan vazife çıkartarak” gelmiş olmalı idi. Bu defa çok önemli bir nedeni vardı. Zira Galip Baran bu Panel’e, Bilinç Üniversitesi’nin başlattığı ‘Yetmiş milyonluk ülke Türkiye’ Projesi’ni tanıtmak için katılmış bulunuyordu.
Göğsünde “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi” sırtında “Yetmiş milyonluk aile Türkiye” yazılı bir önlük giymiş olan Galip Baran, projeyle ilgili olarak hazırlanan “ayrıntılı bilgi ve tanıtım” dosyalarını panelistlere tek – tek elden verdi...
Konuşma aralarında, fırsat buldukça veya müsait oldukça, dosyaları şöyle bir gözden geçiren panelistler, Baran’ı ciddiye almamış olacaklar ki hiçbir tepki vermediler.
Diyelim ki, gerçekte “az ve öz olan” metinleri dikkatle okuyamadılar.
Okudular da, “çok öznel ve bilimsel olduğu için” anlayamadılar herhal.. Ya sonra!
Belki onlar da, salonda ve sokaktakilerin çoğu gibi, Baran’ın, tıpkı Salvador Dali, Plâton, Dijojen veya diğer dâhiler (Yunus Emre, Şems-i Tebrizi, erenlerden bir er) gibi ‘zararsız bir deli’ olduğuna hükmetmiş olabilirler..
AH KEŞKE!..
Keşke, dosyada yer alan ve tek, tek adlarına düzenlenmiş “Diğerkâmlık Andı”nı daha sonra olsun okusalardı. Panel günü davet edildikleri Bilinç Üniversitesi’nin Turgutris’deki bürosunu bir ziyaret etselerdi. Kurucu Rektör Galip Baran ve arkadaşları ile konuşsalardı.
Bürodaki arşiv ve “aksiyonlara ilişkin” belge ve bilgileri gözden geçirselerdi.
Bu koca-koca Prof.’lar, yakın zamanın büyük devlet ve bilim adamları.. Hiç olmazsa bu kadarcık bir zahmete katlansalardı; 70 milyon diğerkâm kişiden oluşan Türkiye’de, “polis, yasa, jandarma ve yargı”ya günümüzdeki kadar gerek kalmayacağını, “adalet ve hukuk”un sorun olmayacağını öğrenirlerdi.
Devletin büyük, büyük sorunlarıyla ilgili devasa şöhrete sahip bu dev adamlar;
Ne yazık, “gerçek hukuk ve evrensel adalet” ile yüzleşme fırsatını kaçırdılar…

Mustafa Nevruz SINACI

GÖNÜLLERDE Kİ BAŞBAKAN
Mustafa Nevruz SINACI 
Devlet biçiminde organize toplumlarda, iki sınıf çok önemlidir.
Biri Ulema... Alimler, yani aydınlar, insanlara ışık tutan, aydınlatan ve yol gösteren mürşid-i kâmiller, kanaat önderleri, bilim adamları, “öğreten ve eğitenler” sınıfı..
İkincisi: Ümera, amirler, “idare edenler” anlamında yönetici sınıf.
Toplumsal imtizaç (karşılıklı saygı, anlayış ve barış) sağlamlık, huzur, refah ve istikrar bu iki sınıfın “ehil” olmasına ve görevlerini “ehliyet ve liyakatle” yapmalarına bağlıdır.
Güncel anlamda namuslu, dürüst, ahlâklı, ilkeli-onurlu ve sorumlu Prof’lar ulema;
Aynı özelliklere sahip olmakla; Objektif bilim, adalet, hukuk ve hak kavramını bizzat nefsinde yaşayan, adeta bir ibadet gibi uygulayan, cüzdanına değil, ilim, irfan ve vicdanına kulak veren; Rüşvet, iltimas ve suiistimale kesinlikle meyletmeyen, şerefli, soylu, haysiyet ve karakter sahibi: Muhtar, Belediye Başkan ve Encümeni, Vali ve maiyeti, Milletvekili, Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanından oluşan geniş kitle ümera....
Meselâ ulemadan bir kimse, ümera (amirler, idare edenler) lehine yalan söyler, aykırı hüküm verir, yağcılık ve yalakalık yaparsa; onun hükmü “kelp” yani köpekliktir. Hatta kuduz veya saldırgan olmayan munis ve muhlis bir köpek ondan daha memnu, muteber ve şereflidir.
Seçilmiş veya atanmış yöneticilerden; İnsanlar arasında adalet, hakkaniyet ve hukuk’u gözetmeyen, karar ve tasarrufatını halkla müşavere ve mutabakat esasına göre yapmayan; Hüküm de ‘adalet, hak, hukuk ve hikmet’ gözetmeyen, Zahirde İslâm ve insan sanılsa da, gerçekte domuz, sırtlan, kene veya çakal hükmündedir. Çünkü aydın, amir ve idarecilerin görevi: adalet’le dosdoğru çalışmak; Hak yolunda yürüyerek halka hizmet etmektir.
Her Asil bunu böyle bilir ve bu miyar üzre “gönlünde şöyle bir başbakan” yatar.
HALKIN GÖNLÜNDE YATAN BAŞBAKAN
Kendi yararından çok başkalarını düşünmeli, halka yararlı olmaya çalışmalı, halkın iyiliği için elinden geleni esirgemeyen birisi, Eş deyişle, diğerkâm bir kişi olmalı. Tıpkı sokaktaki insanların Galip Baran’a “Keşke herkes senin gibi olsa, keşke sen başbakan olsan” dedikleri gibi; Ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi niteliklere; ahlaken iyiye yönelik, ruhsal yetkinliğe sahip bir insan, erdem sahibi varlık;.. Her türlü tartışmanın dışında, üstünde bir düşünce, inanışa ve temel bilgiye sahip, bir başka deyişle, ilkeli bir insan olmalı.
İnanmak size zor gelebilir, ama ben kanlı canlı ‘nadirden’ bir varlıktan;
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı, milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattığı, ‘okul dışı eğitim’ olarak tanımladığı çalışmaları yaparken, kendini tanıyan, yurdunu ve milletini özünden çok sevmeyi öğrenen, yasa bağımlısı olan, “Bilgi Çağı”nı yaşarken “iklim değişikliği”nden sorumlu “Muasır Medeniyet”i aşarak, “Bilinç Çağı”nı idrak etmiş, bu süreçte edindiği “tecrübi bilgi” ile Bilinç Üniversitesi’ni kurmuş, kendisini bu Üniversitenin “Baş- amelesi” olarak tanımlayan, Bodrum’un Turgutreis Beldesi’nde yaşayan, insanların kendisinden farkında olmasalar bile çok şeyler öğrendikleri Galip Baran’dan, Galip Hoca’dan söz ediyorum.
Evet, insanlar O’na; “keşke sen başbakan olsan, ya da başbakan da senin gibi olsa” diyorlar ya; İşte ben Galip Hoca’yı; yalnız hakkında yazılanlardan, ya da yazdıklarından değil, çalışmalarını izleyerek, gözleyerek tanıyanlarla görüşerek, tanımayanların anlattıklarını dinleyerek halkın içinde tanıdım.
Abarttığımı düşünecek olanlara, Hoca’yı yaşadığı ortamda, Turgutreis’te tanımalarını öneririm. Galip Hoca’yı zaten tanıyanlara ve tanıdıktan sonra, “haklıymışsın” diyenlere, bana hak verenlere, soruyorum:
“Bu ülkenin, namuslu-dürüst-demokrat, ilkeli, onurlu, erdemli ve sorumlu, ilimle amel eden vekâleten amir ve aydınları ile Galip Baran gibi diğerkâm bir Başbakanı olsa nasıl olur?”
Gönderen Mustafa Nevruz SINACI zaman: 08:30

Ulusal "ANAYURT" Gazetesi, 03 Eylül 2009 Perşembe

7 Ekim 2011 Cuma

"iyilik öncüleri sınır tanımıyor"

Sayın Fatih Selek
Türkiye Gazetesi

Arkadaşınız Gökhan Kaya’nın Bilinçli Gençler Derneği Başkanı Kerem Hasanoğlu ile yaptığı “iyilik öncüleri sınır tanımıyor” başlıklı röportajı okuduk ve sayın Kerem Hasanoğlu ve yapmakta olduğu çalışmalarla ilgili bazı bilgiler edindik…

Bu mektubu, aşağıda sayılan alanlarda yıllar önce başlattığımız, bizleri, özellikle beni ileri düzeyde bilinçlendiren çalışmalarla ilgili olarak  bizlerle de görüşmek/röportaj yapmak isteyebileceğinizi düşünerek yazıyorum…

Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı (Ahilik), milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattığımız, insanı, davranışlarını ve nedenlerini araştırdığımız, “okul dışı eğitim” olarak tanımladığımız bazıları yerel, bazıları merkezi yönetimin sorumluluk alanına giren; bazılarımızı, özellikle beni bencillikten kurtaran ve üst düzeyde bilinçlendiren çalışmaları yaparken yaşam biçimim  kökten değişti:

 “   “Yasa bağımlısı” oldum.
*    Kendimi tanımağa başladım.
*   “Diğerkâm bir kişilik” edindim.
*   “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsedim. 
*    Edindiğim “tecrübi bilgi” ile işlevi aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesi’ni kurdum.
*    “Bilgi Çağı”nda bocalamakta olan “Muasır Medeniyet”i aştığımın, “Bilinç Çağı”nda yaşamağa başladığımın, “Bilinç Çağı” insanı olduğumun, bilinç konusunda uzmanlaştığımın, Bilinçolog olduğumun farkına vardım…

AÇIKLAMA: Bilinç konusunda diploma verebilecek bir kurum ya da kuruluş olmadığı nedenle Bilinçolog olduğumu  kanıtlamam mümkün değilse de, nasıl yaşadığımı görenler bu konuda bir fikir edinebilirler…

“İklim değişikliği”nin “Bilgi Çağı”nda gerçekleştiği; aynı çağda ozon tabakasının delindiği, buzulların eridiği, yağmur ormanlarının tükendiği, türlerin azaldığı, bu çağın bireyi bilgi ile donatan “bilgilendirici eğitim anlayışı”nın, “iklim değişikliği”ni önlemeğe yetmediği ve felâket olarak tanımlanan “iklim değişikliği”nden bu gezegenin sakinlerinin sorumlu oldukları dikkate alındığında; “Bilgi Çağı”nın “bilgilendirici eğitim anlayışı”nı aşmanın, “Bilinç Çağı”nın “bilinçlendirici eğitim anlayışı”nı hayata geçirmenin, yalnız ülkemiz değil, bu gezegenin sakinleri için önemi, zorunluluğu, kaçınılmazlığı, “olmazsa olmazlığı” kendiliğinden ortaya çıkar…

Sayın Fatih Selek,

Yukarıdaki satırları konuyla ilgili olup gündemi takibeden herkes yazabilir. Önemli olan bu yazıların hayal ürünü olup olmadığı ya da gerçeği yansıtıp yansıtmadığıdır…

Bunu tahkik etmek isterseniz, bizi beldemiz Turgutris’te, Bilinçhane olarak tanımladığımız çalışma yerimizde ziyaret edebilir, çalışmalarımızın seyrini evimdeki arşivimden de izleyebilirsiniz…

Bizler başta sözü edilen Bilinçli Gençlerle iletişim kurmak ve Bilinçli Gençler Derneği Başkanı sayın Kerem Hasanoğlu ile işbirliği yapmak istiyoruz.  Ancak bu konuda bir girişimde bulunmadan önce kendimizi aracılığınızla kamuoyuna tanıtmanın faydalı olacağını düşündük…

Saygılarımızla,

Galip BARAN
Bilinç Üniversitesi (1) Kurucusu

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

(1)    :  Bilinç Üniversitesi’nin işlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla “Bilinçoloji Ana Bilim Dalı”na dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, avukat, sosyolog, psikolog, antrapolog v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmaktır.
TÜRKİYE GAZETESİ MUHABİRİ "GAZETECİ FATİH SELEK" DEN GELEN CEVAP:
BİLİNÇLİ GENÇLER DERNEĞİNE VE ONLARLA İLGİLİ BİR HABER YAPAN TÜRKİYE GAZETESİ MUHABİRİ FATİH SELEK'E GÖNDERDİĞİM YAZILAR EKLİDİR. FATİH SELEK 'İN VERDİĞİ CEVAP AŞAĞIDADIR :
"Sayın Baran,
İlginiz için teşekkür ederim.
Hareketiniz için sizi tebrik ediyorum. Çok güzel bir konuya temas ediyorsunuz.
Anladığım kadarıyla çalışmalarınızı Turgut Reis’te yürütüyorsunuz.
Takdir edersiniz ki oraya gelmemiz biraz zor. Ancak oralara yolumuz düştüğünde görüşebilme imkanımız olabilir…
İyi gün dileklerimle…
Fatih SELEK
TÜRKİYE GAZETESİ"